Uzmanlarla yapılan röportajlar
Neşter Kullanmadan Hassas Tedavi: Beyin Tümörü Tedavisinin Geleceği – Dr. med. Christoph Weber ile uzman röportajı
Alexandra Pfitzmann ·
Beyindeki iyi huylu ve kötü huylu tümörler büyük zorluklar teşkil etmektedir – ancak stereotaktik radyocerrahi gibi modern teknolojiler yeni yollar açmaktadır. Zürih’te beyin cerrahı ve radyocerrahi uzmanı olan Dr. med. Christoph Weber, özel röportajında radyocerrahinin beyin tümörlerini nasıl son derece hassas, minimal invaziv ve ayakta tedavi ettiğini – ve bu sayede yaşam kalitesini koruduğunu ve iyileştirdiğini – açıklıyor. Dr. med. Christoph Weber, deneyimli bir beyin cerrahıdır ve diğer alanların yanı sıra, hastalara klasik ameliyata etkili ve aynı zamanda vücuda en az yük bindiren bir alternatif sunan stereotaktik radyocerrahide uzmanlaşmıştır. Dr. Weber, 2021 yılından bu yana Zürih’te nöroşirürji, omurga cerrahisi ve radyocerrahi alanlarında kendi muayenehanesini işletmektedir. Çalışmalarının odak noktası, İsviçre’de türünün ilk ve tek örneği olan ZAP-X Sistemi ile en modern intrakraniyal radyocerrahi uygulamalarıdır.
Bu robot destekli teknoloji, baş ve beyindeki iyi huylu ve kötü huylu tümörlerin milimetre hassasiyetinde ayakta tedavi ile ışınlanmasını mümkün kılar. Işın yükünün tümöre hassas bir şekilde odaklanması ve çevre dokuların korunması sayesinde radyocerrahi, ameliyatsız, anestezi gerektirmeyen ve yan etkileri asgari düzeyde tutan tedavi alternatiflerine kıyasla özellikle güvenli ve etkili bir tedavi seçeneği sunar.
Bunun yanı sıra Dr. Weber, karmaşık omurga hastalıklarının tedavisine de odaklanmaktadır. Hastaların maruz kaldığı yükü mümkün olduğunca en aza indirmek için minimal invaziv ve mikrocerrahi yöntemlerin kullanılmasını tercih etmektedir. Zürih bölgesindeki birçok saygın klinikte (Spital Zollikerberg, Hirslanden Klinik im Park, See Spital Horgen gibi) görev yapan ve hem muayenehanesindeki konsültasyonlar hem de çevrimiçi danışmanlık hizmetleri sunan Dr. Weber, kapsamlı, modern ve hasta odaklı bir bakım hizmeti sunmaktadır.
Leading Medicine Guide ile yaptığı röportajda Dr. Weber, modern radyocerrahinin büyüleyici olanaklarına dair özel bilgiler paylaşıyor.

Beyin ve kafatası içindeki tümörler genellikle özel bir zorluk teşkil eder: Vücudumuzun en hassas bölgelerinden birinde büyürler ve – iyi huylu olsalar bile – hayati fonksiyonları etkileyebilirler. Stereotaktik radyocerrahi gibi modern teknolojiler, günümüzde yeni ve daha az invaziv tedavi yöntemleri sunmaktadır: yüksek hassasiyetli, ayakta tedavi edilebilir ve çoğunlukla tek seansta gerçekleştirilebilir. Zürih’te beyin cerrahı ve radyocerrahi uzmanı olan Dr. med. Christoph Weber, röportajda yenilikçi ZAP-X sisteminin tümörleri nasıl etkili ve güvenli bir şekilde tedavi ettiğini açıklıyor.
Dr. Weber, stereotaktik radyocerrahi, geleneksel radyoterapiye kıyasla ne gibi özelliklere sahiptir?
Radyoterapinin temel amacı, belirli bir dozu tümöre hedefli bir şekilde uygulamaktır. Eskiden bunun için beynin tamamı ışınlanıyordu. Günümüzde ise çevredeki sağlıklı dokuyu mümkün olduğunca korumak açık bir hedef haline gelmiştir. Özellikle beyinde, mutlaka korunması gereken birçok hassas yapı bulunmaktadır. Burada “doz düşüşü” denen kavram belirleyici bir rol oynar: Bu kavram, tümörün dışında ışın yoğunluğunun ne kadar hızlı azaldığını ifade eder. Doz düşüşü ne kadar dikse, sağlıklı doku o kadar iyi korunur – ve radyocerrahinin benzersiz gücü tam da bunda yatmaktadır.
Bir diğer önemli fark ise tedavi süresiyle ilgilidir: Klasik radyoterapi genellikle birkaç hafta boyunca günlük seanslar halinde uygulanırken, stereotaktik radyocerrahi çoğunlukla bir saatten az süren tek bir seansta gerçekleştirilir. Bunu mümkün kılan, farklı bir dozlama prensibidir: Geleneksel radyoterapide olduğu gibi ışın dozunu zamana bölmek (zamansal fraksiyonlama) yerine, radyocerrahide “geometrik fraksiyonlama” uygulanır. Basitçe söylemek gerekirse: Geleneksel radyoterapide, ışınlar her zaman aynı yönden geldiği için sağlıklı beyin dokusunun her bir ışınlama seansı arasında iyileşebilmesi amacıyla dozun birkaç seansa dağıtılması gerekir. Oysa radyocerrahide, farklı yönlerden gelen çok sayıda zayıf ışın tümöre çarpar. Tek bir ışının enerjisi, çevre dokuya zarar verecek kadar yüksek değildir. Ancak tüm ışınların tümörde birleştiği noktada enerji birikir. Böylelikle, sağlıklı dokuya en az zarar vererek tümör hücreleri hedefli bir şekilde yok edilebilir.
Hangi teknolojileri kullanıyorsunuz?
Baş bölgesindeki tümörlerin radyocerrahi tedavisi için özel olarak geliştirilmiş, son derece modern ZAP-X sistemi ile çalışıyoruz. İsviçre genelinde bu alanda kullanılan ilk ve tek cihaz olan bu sistem, radyocerrahideki en yenilikçi gelişmelerden birini temsil etmektedir.

Radyocerrahi tedavisi nasıl gerçekleşir?
Her hasta için kişiye özel bir ışınlama planı hazırlanır. Tedavi planlaması, beyin cerrahları, radyoterapistler ve tıbbi fizikçilerden oluşan disiplinlerarası bir ekip tarafından yapılır. İlk olarak, yüksek çözünürlüklü MRG görüntüleme yardımıyla tümörün yeri tam olarak belirlenir. Ardından tümör, bilgisayarda hassas bir şekilde haritalandırılır. Bu, yükseklik çizgilerinin ışın dozunu görselleştirdiği bir haritaya benzetilebilir. Amaç, ışın dozunun tümörde maksimum, çevresindeki sağlıklı dokuda ise minimum olacak şekilde ışınlamayı planlamaktır. Üç boyutlu görüntü verileri ve bir planlama yazılımı yardımıyla optimal ışın dozunu ve ışınlama açılarını hesaplıyoruz. Hedefin hassas bir şekilde belirlenmesi ve titiz planlama, stereotaktik radyocerrahinin avantajlarından tam olarak yararlanmak ve hastalara nazik ancak son derece etkili bir tedavi sunmak için hayati önem taşır. Ayakta tedavi, anestezi uygulanmadan ve çoğunlukla tek bir seansta gerçekleştirilir. Tedavi sırasında, hareketleri önlemek için hasta kişiye özel olarak uyarlanmış bir yüz maskesi ile nazikçe sabitlenir. Asıl ışınlama işlemi tamamen ağrısızdır ve tümörün büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 45 ila 60 dakika sürer. Ardından hasta muayenehaneden ayrılabilir ve günlük hayatına her zamanki gibi devam edebilir.
Radyocerrahi özellikle hangi tümör hastalıkları için uygundur?
Stereotaktik radyocerrahi, schwannomlar veya nörinomlar (örneğin vestibüler schwannomlar, eski adıyla akustik nörinomlar), menenjiyomlar veya hipofiz adenomları gibi iyi huylu tümörler için özellikle uygundur. Kötü huylu hastalıkların beyin metastazlarını da oldukça başarılı bir şekilde tedavi ediyoruz. Ayrıca bu tekniği, arteriyovenöz malformasyonlar (AVM’ler) ve glomus tümörleri gibi vasküler lezyonlarda ve trigeminal nevralji gibi fonksiyonel hastalıklarda da kullanıyoruz. Radyocerrahinin diğer uygulama alanları arasında tedaviye dirençli tremor ve epilepsi hastalıkları ile göz tümörleri yer almaktadır. Glioblastom gibi beyin kaynaklı tümörlerde öncelikle cerrahi müdahale yapılır; ancak nüks durumlarında radyocerrahi değerli bir seçenek olabilir.
Radyocerrahi, geleneksel cerrahiye kıyasla ne gibi avantajlar sunar?
Radyocerrahi, non-invaziv bir tedavi yöntemidir. Bu sayede kanama, enfeksiyon, sinir yapılarının yaralanması gibi ameliyatla ilişkili riskler veya likör fistülü gibi komplikasyonlar ortadan kalkar. Hastalar daha hızlı iyileşme avantajından yararlanır ve uzun süreli hastanede kalış süresinden kurtulur. Bu, özellikle yaşlı veya önceden hastalığı olan kişiler için büyük bir avantajdır. Ayrıca, korku ya da başka nedenlerle beyin ameliyatına karşı çekinceleri olan hastalar için de radyocerrahi bir tedavi alternatifi sunar.
Riskler veya yan etkiler var mı?
Yüksek hassasiyetli teknik sayesinde radyasyon nekrozu gibi ciddi komplikasyonlar çok nadiren görülür. Radyasyon nekrozu, özellikle yüksek bir radyasyon dozu geniş bir sağlıklı beyin dokusu hacmine uygulandığında ortaya çıkar. Radyocerrahinin en önemli avantajı tam da budur: Dik doz gradyanı ve çok sayıda farklı yönden yapılan hedefli ışınlama sayesinde, tümörün çevresindeki sağlıklı dokuya binen yük en aza indirilir. Hafif şişlikler veya iltihaplı reaksiyonlar gibi nadir görülen yan etkiler, kortikosteroidler ile ilaç tedavisi yoluyla iyi bir şekilde kontrol edilebilir.
Radyocerrahi tedavisinden sonra başarı şansı ne kadardır?
Vestibüler schwannomlar, meningeomlar veya hipofiz adenomları gibi iyi huylu tümörlerde %95 ila %98 oranında tümör kontrolü sağlanır. Çoğu durumda tümör kontrolü, tümörün büyümesini durdurmak anlamına gelir. İyi huylu tümörlerde tam olarak çıkarılması her zaman gerekli değildir. Mevcut semptomları hafifletmek ve yeni şikayetlerin ortaya çıkmasını önlemek için genellikle tümörün küçültülmesi veya büyümesinin durdurulması yeterlidir. Tekrar büyüme olursa, tedaviyi sorunsuz bir şekilde tekrarlayabiliriz.
Stereotaktik radyocerrahi ile tedavinin maliyeti ne kadardır ve bu maliyet, geleneksel tedavilerle karşılaştırıldığında nasıldır?
Tedavi maliyetleri, klasik bir cerrahi müdahaleninkinden önemli ölçüde daha düşüktür. Şunu unutmamak gerekir: Geleneksel bir ameliyat genellikle hastanede yatış, gerekirse yoğun bakım ve daha uzun bir ameliyat sonrası iyileşme süresi gerektirir. Bu faktörler sadece daha yüksek tıbbi maliyetlere yol açmakla kalmaz, aynı zamanda hastalar için daha uzun süreli iş göremezlik dönemlerine de neden olur. Stereotaktik radyocerrahide ise bu masraflar ortadan kalkar. Tedavi ayakta yapılır; hastalar aynı gün evlerine dönebilir ve günlük yaşamlarına hızla geri dönebilirler. İsviçre’de masraflar zorunlu sağlık sigortası tarafından tamamen karşılanır. Almanya’da ise önceden masraf karşılama başvurusu yapılması gerekir; özellikle de radyocerrahi, ameliyata eşdeğer veya daha iyi bir alternatif olarak kabul edildiğinde. Genel olarak radyocerrahi, birçok hasta için hem tıbbi hem de ekonomik açıdan oldukça cazip bir çözüm sunmaktadır.
Stereotaktik radyocerrahi, tıbbi gelişmede önemli bir ilerlemeyi temsil etmektedir: Bu yöntem, mevcut standartlara sadece ulaşmakla kalmayıp, çoğu durumda bunları aşan tedavi sonuçları sağlarken, aynı zamanda hastalar için çok daha az yük ve daha az yan etki ile, normal maliyetlerin sadece bir kısmına mal olmaktadır.
Modern radyocerrahiye dair bu büyüleyici bilgileri paylaştığınız için teşekkür ederiz, Dr. Weber!
ZAP-X ile radyocerrahinin avantajları bir bakışta:
- Hassas tedavi: Işının tümöre milimetre hassasiyetinde odaklanması.
- Sağlıklı dokunun korunması: Dik doz düşüşü sayesinde çevre dokulara minimum yük.
- Ayakta ve hızlı: Tedavi genellikle tek seansta, hastanede kalmaya gerek kalmadan gerçekleştirilir.
- Ameliyat gerektirmez: Neşter, anestezi ve ameliyat riskleri yoktur.
- Yüksek başarı oranları: Meningeomlar ve akustik nörinomlar gibi iyi huylu beyin tümörlerinde %95–98.
- Tekrarlanabilir tedavi: Tümörün yeniden büyümesi durumunda tekrar ışınlama uygulanabilir.
- Nüks durumunda veya daha önce ameliyat ya da radyoterapi uygulanmış olsa bile uygundur.
- Ameliyat edilemeyen tümörler veya çok hassas ve işlevsel, yani “eloquent” beyin bölgelerindeki tümörler için de uygundur.
- Riskli hastalar için idealdir: Özellikle ameliyat riski yüksek veya ileri yaştaki hastalar için uygundur.
- Yüksek ekonomiklik, çünkü tedavi açık ameliyatın maliyetinin sadece bir kısmını oluşturur.
Yazıyı paylaş
Tıp yazarı hakkında
Alexandra Pfitzmann
Editör
Uzmanlarla yapılan röportajlar
Sıradaki okuma
- Uzman röportajı
Prof. Dr. med. Rüdiger von Eisenhart-Rothe ile yapılan uzman röportajı
23 Eyl 2026
Robotik – modern diz protezi
Devamını oku - Uzman röportajı
Mohammed Chebbok ile yapılan uzman röportajı
21 Eyl 2026
Kardiyogeriatri: Hastane reformu bağlamında önemi ve faydaları
Devamını oku - Uzman röportajı
Profesör Dr. Amadeus Hornemann, MPH ile yapılan uzman röportajı
18 Eyl 2026
Jinekolojide Kişiselleştirilmiş Tıp. Modern cerrahi, yeni teknikler, daha iyi yaşam kalitesi
Devamını oku



