Diyabetik retinopati, diabetes mellitus’ta en sık görülen göz hastalıklarından biridir ve gözün retinasını etkiler. Sürekli yüksek kan şekeri düzeyleri, retinadaki kan damarlarına zarar verir. Bu hastalık genellikle yavaş yavaş ilerler ve uzun süre fark edilmez. Özellikle diyabet hastaları, diyabetik retinopatiye yakalanma riski daha yüksektir.
Erken evrelerde hastalık hiçbir belirti göstermeyebilir. Hastalık ilerledikçe kanamalar, şişlikler ve retinada değişiklikler ortaya çıkar. Diyabetik makula ödemi de görme yetisini önemli ölçüde bozabilir. Bu nedenle, hastalığı zamanında teşhis edip tedavi edebilmek için göz doktoruna düzenli olarak kontrol ettirmek çok önemlidir.
Diyabetik retinopatinin belirtileri
Diyabetik retinopati, körlük riskini beraberinde getirir. Yüksek kan şekeri düzeyleri, hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırır ve şiddetini etkiler.
Tip 1 diyabet hastalarında retinopatiye kadar geçen ortalama süre, diyabetin başlangıcından itibaren beş ila on yıldır. Tip 2 diyabet hastaları ise tanı konulduğu andan itibaren risk altındadır, çünkü yıllarca süren latent dönem nedeniyle halihazırda yapısal hasarlar mevcut olabilir.
20 yıl sonra, diyabet hastalarında diyabetik retinopati riski yaklaşık yüzde 90'dır. Almanya'da diyabet hastalarının toplamda yüzde 30'undan fazlası bu sekonder hastalıktan muzdariptir.
Diyabetik retinopati, gelişim aşamasında semptomsuz seyreder; bu nedenle hasta, başlangıçta hastalığın varlığından haberdar olmaz.
Ancak retinopati sarı noktayı etkilediğinde görme bozukluğu fark edilir. Bazı durumlarda görme bozukluğu damar kanamasıyla da ilişkili olabilir.
Sağlıklı göz ile diyabetik retinopatiye sahip gözün karşılaştırması @ joshya /AdobeStock
Diyabetik retinopatinin çeşitli türleri
Uzmanlar, diyabetik retinopatide birkaç farklı tür ayırt eder. Temel olarak, proliferatif olmayan ve proliferatif retinopati arasında ayrım yaparlar. Aradaki fark, proliferatif türde değişikliklerin retina ile sınırlı kalmasıdır. Oysa proliferatif olmayan formda ise retinadaki hasarlar ilerler. Bu iki form arasındaki geçişler belirsizdir ve çoğunlukla doğrusal bir örüntü izler. Tüm aşamalarda genellikle duyu hücreleri bölgesinde bir şişlik, yani makula ödemi görülür.
Proliferatif olmayan form dört alt gruba ayrılır.
- Hafif proliferatif olmayan diyabetik retinopati
Diyabetik retinopatide gözde en az bir mikroanevrizma görülür. Mikroanevrizmalar, hasar görmüş damar duvarlarında kılcal damarların küçük çıkıntılarıdır. Hastalığın hafif formunda sadece tek bir mikroanevrizma bulunur.
- Orta derecede proliferatif olmayan diyabetik retinopati
Bu aşamada, damarlarda kanamalar ve yağ birikintileri ile birlikte birden fazla mikroanevrizma mevcuttur. Ayrıca, tek tük sinir lifi enfarktüsleri de görülmeye başlar.
- Şiddetli proliferatif olmayan diyabetik retinopati
Retinada daha önce bahsedilen değişikliklere ek olarak, burada damar yapısında bir değişiklik gözlenir. Damarlar inci dizisi gibi bir görünüm alır. Kan akışında yetersizlik ortaya çıkar. Sinir lifi enfarktüslerinin sayısı önemli ölçüde artar.
- Proliferatif diyabetik retinopati
Diyabetik retinopatinin en ağır evresinde, retinada yeni damar oluşumu görülür. İlerleyen süreçte, retinada çok ince cidarlı yeni damarlar oluşur. Uzmanlar bu durumu ağır proliferatif diyabetik retinopati olarak adlandırır.
Oftalmoskopi ile diyabetik retinopati tespit edilen göz @ Dr_Microbe /AdobeStock
Risk faktörleri
Risk faktörleri, diyabet hastalığının risk faktörlerini içerir.
Yüksek kan şekeri düzeyleri ve yüksek tansiyon, damarlarda kan pıhtılarının birikmesine yol açar. Ayrıca, oksijenin retinaya sorunsuz bir şekilde ulaşmasını engellerler. Yağ metabolizmasındaki bir bozukluk (hiperlipidemi) nedeniyle, tip 2 diyabet hastaları görme kaybına daha yatkındır.
Aşağıdaki durumlar diyabetik retinopati riskini artırır:
- Yüksek tansiyon
- Yüksek kan şekeri seviyeleri
- Nikotin kullanımı
- Kan şekeri düzeyinde ani düşüşler
- Yüksek kolesterol seviyesi
- Hormonal dalgalanmalar (özellikle ergenlik döneminde)
- Hiperlipidemi
Diyabetik retinopati tanısı
Teşhis, bir göz muayenesi kapsamında konur. Göz doktorları, rutin bir işlemle retinada tehlikeli değişiklikleri tespit edebilir.
Oftalmoskopi sırasında göz doktoru, önce gözbebeklerinin genişlemesi için damla damlatır. Ardından, doktor bir oftalmoskop ile gözleri aydınlatır ve bir büyüteçle gözün arka planını büyütür.
Daha geniş alanları incelemek için dolaylı oftalmoskopi kullanılır. Bu yöntemde göz doktoru aynayı daha uzak bir mesafeden tutar. Böylelikle daha düşük büyütme oranında göz arka kısmının geniş alanlarını inceleyebilir.
Önlem
Diyabet hastaları, göz tabanını düzenli olarak kontrol ettirmek için mutlaka muayeneye gitmelidir. Yalnızca uzmanlar gerekli ölçüm cihazlarına sahiptir.
Göz doktoru, diyabetik retinopatiye yatkınlığı erken aşamada tespit edip tedavi edebilir. Hasta henüz herhangi bir semptom göstermiyor olsa bile.
Hasta diyabet hastalığını sorumlu bir şekilde yönetirse, retinasını koruyabilir. Diyabetologlar, uzun vadeli tedavi planları geliştirmek için kan şekeri kayıtlarından yararlanır. Amaç, kan şekeri değerlerinin seyrini normale döndürmektir.
Bu nedenle hastalar kan şekeri değerlerini bir deftere kaydetmeli ve bunları düzenli olarak bir uzman tarafından analiz ettirmelidir. Kapsamlı bir önleyici bakım sayesinde kan şekerindeki dalgalanmalar en aza indirilebilir. Bu da retinada hasar oluşumunu geciktirebilir.
Diyabetik retinopatinin tedavisi
Belirgin diyabetik retinopatinin tedavisi zordur. Bu nedenle, hastalığın özenli bir şekilde önlenmesi çok önemlidir.
Bununla birlikte, tedavi seçenekleri mevcuttur. Göz doktorları, şiddetli nonproliferatif ve proliferatif diyabetik retinopati vakalarında retina üzerinde lazer tedavisi (argon lazer koagülasyonu) uygular.
Bu sayede etkilenen bölgeye daha iyi oksijen sağlanır. Hastalığın ilerlemesi engellenir. Böylece körlük oluşması önlenir.
Ancak diğer tüm durumlarda hastalığın ilerlemesini durdurmak mümkün değildir. Özellikle doktorlar retinadaki değişiklikleri çok geç fark ederse, lazer tedavisi artık başarılı sonuç vermeyebilir.
Bu nedenle, diyabet hastalığınız varsa bir an önce bir göz doktoruna başvurmalı ve göz dibi muayenenizi yılda en az bir kez yaptırmalısınız.
Sonuç
Diyabetik retinopatiyle ilgili sonuç, bu tip diyabetik retinopatinin, yavaş yavaş gelişen ve genellikle uzun süre fark edilmeyen ciddi bir retina hastalığı olduğunu göstermektedir. Proliferatif olmayan retinopati, hastalığın erken bir aşamasını temsil ederken, proliferatif retinopati ise yeni oluşan damarlarla ve kanama riskinin artmasıyla ilişkilidir. Diyabetik retinopatinin ilerlemesi sırasında, özellikle merkezi görme keskinliğini bozan diyabetik makülopati ortaya çıkabilir.
Retina damarlarında ve göz dibi değişikliklerini zamanında tespit etmek için erken bir göz muayenesi ve göz dibi muayenesi hayati önem taşır. Retinopati ne kadar erken teşhis edilirse, retinada hasarı önleme şansı o kadar artar. Özellikle tip 2 diyabetli hastalarda HbA1c kontrolü önemli bir rol oynar. Diyabetik retinopati ve makülopatinin gelişimi, iyi bir kan şekeri kontrolü ile önemli ölçüde yavaşlatılabilir.
Retinada lazer tedavisi gibi modern yöntemler, diyabete bağlı retina komplikasyonlarının tedavisinin merkezi bir bileşenidir. İleri evre vakalarda, özellikle proliferatif diyabetik retinopatide, retinada kanamalar veya hatta vitreusta kanama meydana gelebilir. Merkezi retinada hasar ve kalıcı görme kaybı da mümkündür. Bu nedenle görme yetisi üzerinde etkisi oldukça büyüktür ve en kötü durumda körlüğe yol açabilir.
Tanı ve tedavinin yanı sıra, retina komplikasyonlarının önlenmesi ve tedavisi de önemli bir rol oynar. Bir göz kliniğinde düzenli kontroller yaptırmak ve diyabetik değişikliklerin erken teşhisi için kurulan inisiyatif grubuyla işbirliği yapmak faydalıdır. Glokom gibi diğer göz hastalıkları da ek olarak ortaya çıkabilir ve görme sinirlerine zarar verebilir. Genel olarak şunu belirtmek gerekir: Diyabetik hastalığın belirtileri ciddiye alınmalıdır; çünkü merkezi retinada meydana gelen hasarlar kalıcı görme kaybıyla ilişkili olabilir ve keskin görme kalitesi kalıcı olarak bozulabilir.
SSS
Diyabetik retinopati nedir?
Diyabetik retinopati, diyabetin neden olduğu bir retina hastalığıdır. Bu hastalıkta retinadaki kan damarları hasar görür ve bu da kanamalara, birikintilere ve şişliklere yol açabilir. Tedavi edilmezse, bu göz hastalığı en kötü durumda körlüğe neden olabilir.
Diyabetik retinopatinin tipik belirtileri nelerdir?
Erken evrelerde genellikle herhangi bir şikayet görülmez. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte görme yetisi bozulabilir, bulanık görme, kanamalar veya makula ödemi ortaya çıkabilir. Özellikle görme keskinliği önemli ölçüde azalabilir.
Diyabetik retinopati nasıl teşhis edilir?
Teşhis, bir göz doktoru tarafından yapılan göz dibi muayenesi ile konur. Bu muayene sırasında retinadaki değişiklikler, mikroanevrizmalar ve kanamalar tespit edilir. Ek olarak görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.
Diyabetik retinopati nasıl tedavi edilir?
Tedavi, hastalığın evresine göre belirlenir. Hasar görmüş kan damarlarını stabilize etmek için sıklıkla retinada lazer tedavisi uygulanır. İleri evre vakalarda vitrektomi gerekebilir.
Diyabetik retinopati önlenebilir mi?
Kan şekerinin iyi bir şekilde kontrol edilmesi, önlemenin en önemli faktörüdür. Göz doktoruna düzenli olarak kontrol ettirilmek, değişikliklerin erken aşamada tespit edilmesine yardımcı olur. Sağlıklı bir yaşam tarzı da riski azaltabilir.
Yazıyı paylaş
