İçeriğe geç
Leading Medicine Guide logosu

Hastalık · Genel Göz Hastalıkları

Görme siniri hastalıkları: Nedenleri, belirtileri ve görme siniri hastalıkları uzmanları

Makalenin yazarıLeading Medicine Guide editör ekibiICD-10: H46, H47, H48

Kısa özet — önce en önemlisi

Görme siniri hastalıkları, retinadan beyne sinyalleri ileten görme sinirini (Nervus Optikus) etkiler. Bu bölgedeki bir hastalık, görme keskinliğini azaltabilir, görme alanı kayıplarına neden olabilir veya en kötü durumda körlüğe yol açabilir. En önemli nedenler arasında glokom, iltihaplanma, AION gibi kan dolaşımı bozuklukları, tümör nedeniyle artan kafa içi basıncı veya genetik değişiklikler sayılabilir. Göz doktoru tarafından erken teşhis konulması, görme sinirinde geri dönüşü olmayan hasarları sınırlamak ve gözün işlevini mümkün olduğunca korumak açısından önemlidir.

Görme siniri, çevremizi görebilmemiz için hayati öneme sahiptir. Gözde algılanan bilgileri beyne iletir; burada bu sinyaller görüntülere dönüştürülür. Görme sinirinde bir hastalık ortaya çıktığında, genellikle hafif kısıtlamalardan belirgin görme kaybına kadar uzanan görme bozuklukları ortaya çıkar. Bazı değişiklikler yavaş yavaş gelişirken, diğerleri ise ani bir şekilde ortaya çıkar. Bu nedenle, şikayetleri erken aşamada değerlendirmek ve bir göz doktorundan hemen randevu almak önemlidir.

Aşağıda, görme siniri hastalıkları hakkında daha fazla bilgi ve bu alanda uzmanlaşmış seçkin uzmanların listesini bulabilirsiniz.

Tanım: Görme siniri nedir?

Görme siniri, ikinci beyin siniridir ve tıbbi terimle Nervus Optikus olarak adlandırılır. Görme yolunun bir parçasıdır ve gözü beyinle birbirine bağlar. Retinada ışık uyarıları elektriksel sinyallere dönüştürülür. Bu sinyaller, ganglion hücreleri ve görme siniri lifleri aracılığıyla toplanır ve beyne iletilir.

Görme siniri: Anatomisi ve işleyişi

Uzmanlar, görme sinirine Nervus opticus veya İkinci Beyin Siniri adını da verir. Bu sinir, gözden beyne görüntülerin ulaştığı sözde görme yolunun orta kısmını oluşturur.

Işığın göze girmesiyle retina, gözde uyarımlar oluşturur. Görme siniri bu uyarımları (elektrik potansiyellerini) beyne iletir. Beyin, bu sinyalleri görüntüler olarak yorumlar ve bu sayede çevremizi görebiliriz.

İnsan görme siniri yaklaşık dört ila beş santimetre uzunluğundadır ve demet halindeki sinir liflerinden oluşur. Gidiş yolu, süzgeç tabakasından (Lamina cribrosa) skleraya (Sklera) ve oradan da görme siniri kesişme noktasına uzanır. Uzmanlar bu noktaya Chiasma opticum adını da verir.

Gözün görme siniri üç farklı bölüme ayrılır:

  • İntrabülör kısım: Göz küresi içindeki görme sinirinin kısmı
  • İntraorbital kısım: Göz çukuru içindeki görme siniri kısmı
  • İntrakraniyal bölüm: Görme siniri kafatası (kraniyum) içinde ilerler

Gözdeki görme siniri ayrıca yaklaşık bir milyon sinir lifinden oluşur. Bu lifler, akson olarak adlandırılır. Retina ganglion hücrelerinin uzantılarına görme siniri lifleri denir. Tek tek aksonlar birleşerek optikus sinirini oluşturur.

Anatomie Sehnervenkreuzung und GehirnGözlerimizle algıladığımız görsel izlenimler, görme siniri (Nervus opticus) aracılığıyla beyne ulaşır @ bilderzwerg /AdobeStock

Görme sinirinin seyri

Gözün retinası birkaç katmandan oluşur:

Dış tabaka, gözdeki görme reseptörlerini, yani çubuk ve konileri oluşturur. Bu dış tabakayı, gözde “anahtarlama istasyonları” olarak adlandırılan yapılarla donatılmış birkaç ince tabaka izler. Bu hücre tabakaları, ışık tarafından üretilen duyu hücrelerinin elektrik sinyallerinden sorumludur.

Retinanın iç hücre tabakasında ayrıca ganglion hücreleri olarak adlandırılan lifler bulunur. Bu lifler, her insanın gözündeki asıl görme sinirini oluşturur. Hepsi birlikte, papilla olarak adlandırılan belirli bir noktadan görme siniri olarak gözden çıkar.

Papilla, görme sinirinin ışık reseptörlerinden geçmesi nedeniyle ışığa duyarlı değildir ve görüş alanında “kör nokta” olarak kabul edilir.

Göz küresinden çıktıktan sonra, görme siniri göz çukuru (orbita) içinde bir yağ dokusundan geçer. Bu doku, göz çukurunda ilgili gözün kasları arasında yer alır. 

Görme siniri, bir açıklık (Canalis Opticus) aracılığıyla nihayet insan kafatası içine girer. Burada her iki gözün görme sinirleri birleşir ve görme yolu kesişimini oluşturur. 

Görme yolu kesişme noktası, liflerin birbiriyle kesiştiği bir bölgedir. Göz merceğinde ışığın kırılması nedeniyle, her iki beyin yarıküresine ait bilgiler bir araya gelir. Bu nedenle görme yolu kesişme noktası önemli bir kavşaktır. Gözde bu kesişme olmasaydı, koordineli görme mümkün olmazdı.

Görme yolu kesişme noktası, hipofiz bezinin yakınında yer alır. Bu nedenle, burada kesişen görme sinirleri, beyin tümörünün teşhisinde özel bir öneme sahiptir.

Sehbahn
Görme yolu oldukça basitleştirilmiş haliyle

Bu süreçte, her iki gözün sağ yarısından gelen lifler sağ görme sinirine doğru ilerler. Her iki gözün sol lifleri ise birleşerek sol görme sinirine doğru ilerler. Burada beyne giren sinirler artık görme siniri olarak değil, görme yolu (Tractus Opticus) olarak adlandırılır.
Sonunda görme siniri, başın arkasındaki serebral kortekste son bulur. Burada, görme sinirinden beyne iletilen tüm bilgilerin işlenmesi gerçekleşir. Ancak bu aşamada görebiliriz.

Görme siniri hastalıklarının olası nedenleri

Görme siniri hastalığı genellikle ani veya yavaş yavaş artan görme bozukluğu ile kendini gösterir. Bazı hastalar kör noktalar fark ederken, diğerleri okuma sorunları, renk görme bozuklukları veya göz hareketleri sırasında ağrıdan şikayet eder. Ayrıca görme alanı kayıpları veya görmenin bir kısmında ani kayıp da görülebilir.
Olası nedenler arasında göz içi basıncının artması, iltihaplanmalar, kan damarlarının hastalıkları, tümör, toksik etkiler veya kalıtsal faktörler sayılabilir.
Ayrıca, hasarın en önemli nedenleri arasında diyabet, yüksek tansiyon ve arteroskleroz da yer alır. Bu durumlar, sinire giden kan akışını bozabilir ve görme sinirinde kan dolaşımı bozukluğuna yol açabilir.
Kalıcı hasarın en sık nedeni glokom, yani yeşil yıldır. Bu durumda, göz içi basıncının sürekli yüksek olması, hassas liflerin yavaş yavaş hasar görmesine yol açar. Yüksek göz içi basıncı, sinir liflerinin ölmesine yol açar ve bu durum tedavi edilmezse görme yetisinde ilerleyen bir bozulmaya neden olabilir.
Bir diğer önemli neden ise iltihaptır. Görme sinirindeki iltihap, görme siniri başı bölgesinde görülebilir veya daha geride ilerleyebilir. Bu tür iltihaplı durumlar kısmen multipl skleroz veya demiyelinizan skleroz ile ilişkilidir.
Enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar ve kan damarlarının iltihaplanması da olası nedenler arasındadır. Ayrıca, kan dolaşım bozukluğu da görme sinirine zarar verebilir. Özellikle AION, yani Anterior İskemik Optik Nöropati önemlidir. Bu hastalık, görme sinirinin ön kısımlarını etkiler ve sıklıkla çok ani bir şekilde belirgin bir görme bozukluğuna yol açar.
Yaşlı kişilerde temporal arterit de akla alınmalıdır. Temporal bölgede şikayetler, temporal arterde değişiklik ve şiddetli baş ağrıları bu durumun önemli belirtileridir.

Görme alanı kayıplarından hastalıkları teşhis etmek

Görme sinirinde bir hastalık söz konusu olduğunda sıklıkla görme alanı kayıpları görülür. Bunun nedeni, görme yolları kesişme noktasının hipofiz bezine yakın olmasıdır. Bu durumda, görme sinirindeki hasarın görme yollarının kesişme noktasından önce mi yoksa sonra mı oluştuğu önemli değildir. 
Duruma bağlı olarak, genellikle görme alanının farklı bölgeleri etkilenir. Göz doktoru, görme alanı kayıplarının türüne göre hastalığı tespit edebilir. Bu nedenle tanı koymak kolaydır. Böylece görme sinirinin tedavisi hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilir.
Gözdeki görme siniri hastalığında özellikle negatif skotom önemli bir rol oynar. Negatif skotomda hastalar, görme alanındaki yapıları artık net bir şekilde ayırt edemezler.

Zor Teşhisler

Görme bozukluğunun nedeni görme sinirindeki bir hastalığa bağlı değildir; bu durum her zaman başka hastalıklara işaret eder. Bununla birlikte, görme sinirinin de ek olarak hastalıklı olması mümkündür. 
Hasta, görme alanında kayıplar veya yabancı cisimler algılarsa, bunu derhal tedavi eden hekime bildirmelidir. Ancak bu şekilde hekim, tanıyı kesin ve hızlı bir şekilde koyabilir.
Görme alanında belirgin bir kayıp görülmediğinde tanı koymak zorlaşır. Bu durumda doktorun hastalığı kesin olarak belirlemesi için yeterli ipucu bulunmaz. Diğer muayene yöntemleri de görme sinirindeki hastalık hakkında çok az bilgi sağlar. Bu nedenle uygun bir tedavi yöntemi bulmak zordur.

Glokomatöz Optik Atrofi

Optikus atrofisi terimi, görme sinirinde (Nervus opticus) doku kaybını ifade eder. Bu kaybın nedenleri çeşitli olabilir. Bunun bir nedeni, hastanın glokomdan muzdarip olması olabilir. 
Aşırı yüksek göz içi basıncı, papillaya baskı uygular ve bu da papillanın adeta oyulmasına neden olur. Bu süreçte papilladaki sinir hücreleri yavaş yavaş ölür. Görme siniri ciddi şekilde hasar görür ve görme gücündeki kayıp geri kazanılamaz.
GlaukomGlokom, görme sinirlerinin en sık görülen hastalığıdır @ Alessandro Grandini /AdobeStock

Konjesyonlu Papilla

Görme sinirinde sık görülen bir hastalık, “konjesyonlu papilla” olarak adlandırılan durumdur. Bu, genellikle her iki gözün papillasında aynı anda ortaya çıkan bir ödem, yani sıvı birikmesidir. Sıvı birikiminin nedeni, örneğin bir beyin tümörü nedeniyle artmış beyin basıncıdır.
Konjesyonlu papilla belirtileri arasında baş ağrısı ve hastalığın ilerlemesiyle birlikte görme bozuklukları yer alır. Bu durumun mutlaka bir uzman hekim tarafından muayene edilmesi gerekir. 
Konjestif papil hastalığınız varsa, ciddi beyin hasarlarının ortaya çıkmasını önlemek için nedeninin araştırılması gerekir.
Hastalık birkaç aşamada ilerler:
  1. Konjesyonlu papillanın erken evresinde, papillanın kenarları genellikle belirsizdir, ancak papillanın kendisi kan akışının yoğun olduğu bir durumdadır. Hastalığın bu evresinde görme yetisi nadiren etkilenir. 
  2. Görme siniri hastalığının akut aşamasında papilla şiddetli bir şekilde şişer. Ayrıca papillanın kenarlarından ışın şeklinde kanamalar başlar. Papilla artık kırmızımsı ila gri-kırmızımsı bir renk alır ve üzerinde gri birikintiler görülür. Gözde “kör nokta” olarak bilinen çukur giderek kaybolur.
  3. Uzmanlar son aşamaya atrofik evre adını da verir. Bu aşamada, gözdeki görme sinirinin lifleri yavaş yavaş ölür. İlk görme kayıpları ancak bu aşamada hastada fark edilir.

Görme Sinirinin İltihabı (Papillit)

Gözde görme sinirinin iltihaplanması oldukça sık görülür. Bu durumda da gözün papillasında ödem oluşur. Ancak, göz küresi dışında görme sinirinde iltihaplanma meydana geldiğinde bu ödem genellikle fark edilmez. 

İltihap, hastalarda hızla kendini gösterir: Görme alanı kayıpları aniden ortaya çıkar ve aşırı göz hareketlerinde ortaya çıkan ağrılar da hastaları oldukça rahatsız eder.
Buna ek olarak, sıklıkla kırmızı-yeşil renk körlüğü ortaya çıkar ve göz bebeği refleksi artık düzgün çalışmaz. 
Göz içindeki görme sinirinin iltihaplanmasının nedeni, göz ve burun yan boşluklarındaki enfeksiyonlar ve iltihaplanmalardır. Ancak otoimmün hastalıklar ve zehirlenmeler de olası nedenler arasındadır.

Anterior İskemik Optik Nöropati

Anterior İskemik Optik Nöropati (AION, halk dilinde “göz enfarktüsü”), görme siniri başının oksijen ve besin maddelerinden akut olarak yoksun kalması durumunu ifade eder. Bu durum oldukça hızlı bir şekilde görme kayıplarına yol açar. Bu nedenle hastalar derhal bir doktora başvurmalıdır.
Bu yetersizlik nedeniyle, birkaç saat içinde geri dönüşü olmayan ciddi hasarlar meydana gelebilir.
Sebep çoğunlukla ileri derecede arterosklerozun yol açtığı, gözdeki bir kan damarının tıkanmasıdır (emboli). Etkilenen kişilerin çoğu ayrıca yüksek tansiyon veya diabetes mellitus (“şeker hastalığı”) hastasıdır.
Bir damarın iltihaplanması (vaskülit, örn. dev hücreli arterit) da olası bir nedendir. Bu durum özellikle şakak arterinde nabız atması şeklinde kendini gösterir. Ayrıca, etkilenen kişiler genellikle şiddetli baş ağrılarından şikayet ederler. Bu durumda kafa derisi de ağrıya neden olabilir. Vaskülit özellikle tehlikelidir, çünkü beyindeki arterler de etkilenebilir. Bu nedenle bu durumda kortizonla tedavi uygulanır.

Kalıtsal hastalıklar

Görme siniri hastalığının nedeni kalıtsal da olabilir. Bu durumda görme siniri temel olarak sürekli olarak doku kaybına uğrar. Bu durum özellikle Behr optikus atrofisi, Leber optikus atrofisi ve balmumu sarısı optikus atrofisi gibi görme siniri hastalıklarında görülür. Ayrıca, toksinler de görme sinirine zarar verebilir ve bu da hastaların görme yetisini ciddi şekilde bozar.

Glokom, AION, temporal arterit ve görme sinirlerine zarar veren diğer nedenlerin teşhisi

Teşhis, şikayetler, zaman içindeki seyir ve eşlik eden semptomlar hakkında ayrıntılı bir anamnez ile başlar. Görme kaybının ani olup olmadığı, sadece bir gözün etkilenip etkilenmediği ve ayrıca ağrı, baş ağrısı veya temporal bölgede şikayetlerin olup olmadığı önemlidir.

Ardından göz muayenesi yapılır. Göz doktoru görme fonksiyonunu, göz bebeği tepkisini ve renk görme yeteneğini kontrol eder. Göz dibi muayenesi özellikle önemlidir. Göz dibinin durumu, görme siniri başlığında şişlik, oyuklaşma veya başka bir değişiklik olup olmadığına dair önemli ipuçları sağlar. Ayrıca, özellikle glokom şüphesi durumunda göz içi basıncı sıklıkla ölçülür. Buna ek olarak, yarık lamba yardımıyla gözün ön ve arka bölümleri incelenir. Görme alanının kontrolü de teşhis sürecinin bir parçasıdır. Muayenelerin çoğu hasta için tamamen ağrısızdır.

Görme kayıplarının türü ve dağılımı da görme sinirindeki hasarın yerini daha iyi belirlemeye yardımcı olur. Damar hastalığı, AION, temporal arterit veya tümör şüphesi varsa, ek nörolojik veya dahiliye muayeneleri gereklidir. Böylelikle şikayetlerin kesin nedeni hedefli bir şekilde tespit edilebilir.

Göz doktoru tarafından yapılan göz tedavisi

Tedavi, altta yatan nedene göre belirlenir. Tüm görme siniri hastalıkları için tek tip bir tedavi yöntemi yoktur. Tanının ne kadar hızlı konulduğu belirleyicidir, çünkü görme sinirindeki birçok hasar daha sonra geri döndürülemez hale gelir.

Glokomda öncelik, göz içi basıncını düşürmektir. Amaç, görme sinirinde daha fazla hasarı önlemek ve görme işlevini mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bunun için göz damlaları, lazer tedavileri veya cerrahi yöntemler söz konusu olabilir.

Enflamasyon durumunda, tetikleyici faktöre bağlı olarak antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Enflamatuar bir damar hastalığı varsa, hızlı bir tedavi özellikle önemlidir. Bu, tedavi edilmezse kalıcı körlüğe yol açabileceğinden, göz hekimliği açısından acil bir durumdur.

AION'da tedavi, nedenin iltihaplı mı yoksa iltihaplı olmayan bir damar hastalığı mı olduğuna bağlıdır. Her durumda amaç, kan akışını sağlamak, daha fazla hasarı önlemek ve kalan görme yetisini korumaktır.

Altta yatan bir tümör varsa, öncelikli olarak altta yatan hastalığın tedavisi yapılır. Hastalar ne kadar erken bir uzmana başvurursa, kalıcı sonuçlar o kadar iyi önlenebilir.

Görme siniri hastalıkları hakkında sık sorulan sorular

Görme siniri hastalıklarının tipik belirtileri nelerdir?

Tipik belirtiler arasında görme bozukluğu, kör noktalar, renk görme bozuklukları, göz hareketlerinde ağrı ve görme alanı kayıpları yer alır. Ani görme kaybı da her zaman derhal tetkik edilmelidir.

Görme siniri hastalığı tehlikeli midir?

Evet, çünkü görme siniri hastalığı kalıcı hasara yol açabilir. Zamanında tedavi edilmezse, nedene bağlı olarak görmede belirgin bir kısıtlanma veya hatta körlük riski vardır.

Glokom, görme sinirine kalıcı hasar verebilir mi?

Evet, glokom kalıcı hasarın en önemli nedenlerinden biridir. Göz içi basıncındaki artış tedavi edilmezse, sinir dokusu kalıcı olarak zarar görebilir.

AION ile iltihaplanma arasındaki fark nedir?

AION'da esas olarak bir kan dolaşımı bozukluğu söz konusudur; görme sinirinin iltihaplanması ve kan damarlarının iltihaplanmasında ise iltihaplı bir süreç söz konusudur. Her iki hastalık da aniden ortaya çıkabilir, ancak farklı tanı ve tedavi adımları gerektirir.

Ne zaman göz doktoruna gitmek gerekir?

Ani görme kaybı, baş ağrısı, şakaklarda ağrı, görme alanında anormallikler veya hızlı bir görme bozulması durumunda derhal bir uzman tarafından muayene edilmelidir.

Görme siniri hastalıkları tedavi edilebilir mi?

Bu, hastalığın nedenine bağlıdır. Bazı değişiklikler iyi bir şekilde tedavi edilebilirken, diğerleri tedaviye rağmen kalıcı kısıtlılıklara yol açabilir. Erken teşhis ve hızlı tedavi çok önemlidir.

Yazıyı paylaş

Tıbbi spektrum

Tıbben ilişkili konular

Hastalıklar, anatomi, tedavi, tanı ve ilgili tıbbi uzmanlık alanları hakkında ek bilgiler.