Omuz ağrıları, Almanya’da oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. Ancak her zaman bir neden tespit edilemez. Çoğu zaman çok uzun yıllar geçtikten sonra, bazı durumlarda tesadüfen bir bulgu ortaya çıkar: kireçli omuz. Ancak doğru uzmanlarla, omuz kemerindeki tendonlardaki kireç birikintileri çok daha erken bir aşamada tespit edilip tedavi edilebilir. Bu sayede hastaların ağrı süresi önemli ölçüde kısalır.
Kalsifik omuz tedavisi hakkında daha fazla bilgi ve seçkin uzmanlar için aşağıya bakabilirsiniz.
Omuz ağrısı: Kalsifik omuz şüphesi
Genellikle baş üstü işler yaparken veya kolu kaldırırken ağrı ile başlar. Daha sonra bu rahatsızlıklar geceleri de ortaya çıkar. Omuz üzerine yatmak bir işkenceye dönüşür. Hastalığın bu aşamasında kalsifik omuz, hastaların sadece günlük yaşamlarını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda uykularını da elinden alır. Hastaların çektiği acı çok büyüktür; nihayet kurtarıcı tanı konulana kadar bir doktordan diğerine koşuşturma neredeyse sonsuzdur.
Kalsifik omuzun nedenleri
Kalsiyum omuzunu (tıbbi adı: Tendinosis calcarea) nihayetinde neyin tetiklediği bilinmemektedir. Yeni yapılan çalışmalar bile, omuz tendonlarının kireçlenmesine yol açan süreçleri aydınlatmada şu ana kadar başarısız olmuştur. Ancak büyük olasılıkla omuz bölgesinde kan akışında azalma ve omuz tendonları üzerindeki basınçta bir değişiklik meydana gelmektedir.
Masa başında ve bilgisayar başında çalışmak, çoğu durumda omuz kaslarının ciddi şekilde zayıflamasına neden olurken, göğüs kaslarında ise daha az bir zayıflama görülür. Bu kas dengesizliği, kol hareketlerini ve omuz eklemindeki üst kol kemiğinin hareketini etkiler. Vücudun ön tarafındaki kas basıncı arka tarafa göre daha fazla olduğundan, hareket akışları değişir ve tendonlar zorlanır. Omuz kemerindeki yanlış yükleme nedeniyle kan damarları ve tendonlar giderek daha fazla kısıtlanır ve baskı altına alınır. Bu durum muhtemelen kan dolaşımının azalmasına ve tendonlarda kireç birikiminin başlamasına neden olur.
Kalsifik omuzun belirtileri
Kalsifik omuz hastalığı genellikle dört aşamada ilerler:
- 1. Aşama: Kan dolaşımı bozuklukları ve tendon bölgesindeki basınç değişiklikleri sonucunda bağ dokusu hücrelerinden kireç birikimi meydana gelir. İlk kireç odakları oluşur.
- 2. Aşama: Kalsiyum birikimi giderek büyür. Hastalar genellikle bundan hiçbir şey hissetmez. Ara sıra omuzda hafif bir ağrı hissedilebilir. Bu aşama yıllar boyunca devam eder. Tendonlardaki kalsiyum birikimlerinin büyümesi nedeniyle iltihaplanmalar oluşur ve bu da daha şiddetli ağrılara neden olabilir.
- 3. Aşama: Kalsiyum birikimi aniden kendiliğinden çözülür. Serbest kalan kireç kristalleri, şiddetli ağrı ve hareket kısıtlılığı ile birlikte akut bursit oluşumuna neden olur. Bu aşamada, kireç birikintileri çözüldüğü için kireçli omuz röntgen görüntüsünde artık görülmez.
- 4. Aşama: Son aşamada, daha önce kireç birikiminin bulunduğu yerdeki delik yara dokusuyla kapanır. Tendin iyileşir.
Kalsifik omuz hastalığının seyrine bakıldığında, tedaviye hiç gerek kalmadan kendiliğinden gerilediği zaten anlaşılmıyor mu? Öyleyse neden bir doktora danışmak gerekiyor?
Kalsifik omuzun tanı ve tedavisi
Özellikle hastalığın ikinci aşaması çoğu durumda yıllar boyunca sürer. Bunun neden olduğu ağrılar ve hareket kısıtlılıkları, yaşam kalitesinde bir düşüşe yol açar. Bu nedenle kireçli omuz ne kadar erken teşhis edilirse, erken tedavinin bir sonucu olarak hastaların çektiği ağrı o kadar azalır. Bu nedenle bu tür omuz sorunları her zaman bir doktora, genellikle bir ortopedi uzmanına veya omuz cerrahına danışılmalıdır.
Kalsifik omuzu tespit etmenin en güvenilir yöntemi ultrason muayenesidir. Bu yöntemle kalsifik odaklar her yönden çok net bir şekilde görüntülenebilir. Röntgen görüntüsünde de kireç birikintileri belirginleşir, ancak doktor bu durumda tek bir görüntüleme düzlemiyle sınırlı kalır. Kalsifik omuzda tipik olan özellik, kireç birikiminin omuz kemerindeki tendonun önünde, üstünde veya altında değil, her zaman doğrudan tendonun içinde yer almasıdır.

Kalsifik omuzda hangi tedavi seçenekleri mevcuttur?
Kalsifik omuzda temel olarak iki ameliyat türü vardır: genel anestezi altında yapılan açık ameliyat ve minimal invaziv bir yöntem olan arka delik ameliyatı. Uzman, aşağıdaki kriterlere göre ameliyatın tavsiye edilip edilmeyeceğine karar verir:
- Ameliyatsız tedaviler herhangi bir iyileşme sağlamaz.
- Hasta, omuzda uzun süreli şiddetli ağrıdan muzdariptir.
- Kalsiyum birikintisi 1 cm'den büyük.
- Kalsiyum birikintileri çok serttir.
Günümüzde ameliyat çoğunlukla artroskopik omuz cerrahisi kapsamında, yani küçük bir kesik üzerinden ve ekleme yakın bir bölgeden artroskopik olarak gerçekleştirilmektedir. Doktor kireç birikimlerini temizler ve aynı zamanda omuz bölgesindeki artroz hasarlarını veya diğer sorunları da düzeltebilir. Ameliyattan sonra omuz en az üç hafta boyunca dinlendirilmelidir; fizyoterapi hareket kabiliyetini korur.
Ayrıca, mikroinvaziv, ultrason destekli kireç giderme yöntemi, yani “iğne lavajı” da oldukça yeni ve umut verici bir yöntemdir. Bu işlem lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve Almanya genelindeki uzman merkezlerde başarıyla uygulanmaktadır.
Bu cerrahi yöntemlerin yanı sıra, doktorun elinde non-invaziv tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Bunlar arasında örneğin enjeksiyonlar, fizyoterapi, ağrı kesiciler veya şok dalga tedavisi sayılabilir. Şok dalga tedavisi, kireç birikimini hedefli bir şekilde ses dalgalarıyla vurarak biyolojik iyileşme süreçlerini tetikler. Bu süreçlerin sonucunda kireç birikintileri çözülür.
Ağrılı omuz bölgesi bursitlerinde, etkilenen kol bir süre dinlendirilerek tedaviye destek verilebilir. Omuz ortezi gibi bandajlar bu amaçla çok etkili olmuştur. Ağrı kesici kullanımını süre sınırlamaya tabi tutmak da önemlidir. Diklofenak gibi steroidal olmayan ağrı kesiciler (NSAID'ler), uzun süreli kullanımda ciddi yan etkilere neden olabilir. Aynı şekilde, reçetesiz satılan ilaçlarla (asetilsalisilik asit vb.) kendi kendine tedavi uygulamaktan da kaçınılmalıdır. Kalsifik omuz tedavisi uzmanların eline bırakılmalıdır; bu durumda ağrılar da çok kısa sürede ortadan kalkacaktır.
Yazıyı paylaş
