Almanya’daki kadınlara ilişkin tümör istatistiklerinde meme kanseri, uzun süredir en sık görülen kanser türleri arasında birinci sırada yer almaktadır. İlk 10'da ise rahim kanseri, yumurtalık kanseri ve rahim ağzı kanseri gibi diğer jinekolojik kanser türleri yer almaktadır. Dolayısıyla jinekolojik tümörler, kadınların yaşamında çok büyük bir sağlık riski oluşturmaktadır.
Burada jinekolojik kanser türlerine genel bir bakış ve bunların tedavisinde uzmanlaşmış hekimler hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Tümörler genel olarak her iki cinsiyeti de etkileyebilir. Sıklıkları yaş ilerledikçe artmaya devam eder. Ancak sadece erkeklerde veya sadece kadınlarda görülen tümör hastalıkları da vardır.
Bölgemizde en sık görülen jinekolojik kanser türleri şunlardır:
Jinekolojik kanserler nelerdir?
Jinekolojik kanserler, yalnızca kadınlarda görülebilen tümör hastalıklarıdır, çünkü bu organlara sahip olanlar sadece kadınlardır.
Ancak burada bir istisna vardır: Meme kanseri (mammakarsinom) kadınlarda çok daha sık görülse de, erkekler de meme kanserine yakalanabilir.
Son yıllarda, tümör hastalıkları alanındaki tıbbi araştırmalar daha da ilerlemiştir.
Günümüzde, meme kanseri veya rahim ağzı kanserinin her zaman aynı tümör türü olarak var olmadığı bilinmektedir. Aksine, farklı kadınlar kendilerine özgü tümörlere yakalanmaktadır. Bu durum, diğer faktörlerin yanı sıra genetikle de ilgilidir.
Bazı kadınlar, jinekolojik kanser riskini artıran belirli belirteç genlere sahiptir.
Bunlara, örneğin ailede kanser riskini artıran BRCA-1 ve BRCA-2 genleri dahildir. Genellikle, bu genlere sahip bir ailenin kadınları birkaç nesil boyunca ve bazen de birden fazla jinekolojik kanser türüne yakalanmaktadır.

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türüdür @ Sebastian Kaulitzki /AdobeStock
Jinekolojik kanserler en sık hangi organları etkiler?
Kadınlarda jinekolojik tümörler öncelikle şu bölgelerde görülür:
- Meme
- Yumurtalıklar (Ovarian)
- Rahim (Serviks, Endometrium)
- Vajina (Vulva)
Çoğu durumda jinekolojik kanserler, karsinom olarak adlandırılan türdendir. Bunlar esasen deri ve mukoza hücrelerinden kaynaklanan hücre çoğalmalarıdır.
Yassı epitel ve bez epitel hücreleri, genellikle bu malign (kötü huylu) değişikliklerin kaynağıdır.
Karsinomlar için tipik olan, çoğunlukla lenfogenik yayılımdır. Bu, jinekolojik kanserlerin sıklıkla lenf yolları aracılığıyla metastaz oluşturarak vücutta yayıldığı anlamına gelir.
Jinekolojik kanserlerin nedenleri ve risk faktörleri
Çok sayıda kanser türünün kesin nedenleri bilinmemektedir.
Ancak jinekolojik kanserler için risk faktörleri şunlardır:
- Genetik yatkınlık (BRCA1/2 gibi tümör genleri),
- Ergenlik, hamilelik, emzirme dönemi veya menopozun başlamasıyla birlikte ortaya çıkan hormonal değişiklikler
- Yanlış beslenme ve egzersiz eksikliğinden kaynaklanan sağlıksız yaşam tarzı
- Obezite
- Çevresel toksinler ve
- nikotin ve alkol
Alkol ve nikotin tüketimi, jinekolojik kanser riskini artırır @ doucefleur/AdobeStock
Ayrıca, özellikle rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) için virüs enfeksiyonları da son derece önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Bu bağlamda, özellikle 16 ve 18 tipi insan papilloma virüsleri (HPV) ile bulaşma söz konusudur.
Bu virüsler, diğer yolların yanı sıra cinsel yolla da bulaşır ve cilt ile mukoza hücrelerini enfekte eder. Virüsler bu hücrelerde kalıcı olarak yerleşebilir.
Bu virüsler, hücre değişikliklerine ve kanser oluşumuna (kanserojenez) yol açma riski yüksektir. Serviks kanserlerinin %90’undan fazlasında HPV 16/18 pozitifliği saptanmaktadır.
Jinekolojik kanser hastalıklarının belirtileri
Bir tümör hastalığının belirtileri aşağıdaki faktörlere bağlıdır:
- Tümörün türü
- Etkilenen organ
- Hastalığın evresi
Başlangıçta jinekolojik kanser hastalıklarının çoğu tamamen asemptomatiktir. Yani kadınlar hastalıklarından haberdar olmazlar.
Hastalığın ilerlemesiyle birlikte, genel olarak tümör hastalıklarına özgü çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir:
- Ağrı ve baskı hissi
- Örneğin göğüste sertleşmeler
- İşlev kısıtlılıkları
- Ülserasyonlar (yaralar)
Aynı şekilde, çok kısa bir süre içinde açıklanamayan ancak belirgin bir kilo kaybı da ortaya çıkabilir. Bu durum her zaman bir uyarı işareti olarak değerlendirilmeli ve bir doktora başvurulmalıdır.
Erken teşhis muayenesi ve tanı
Erkeklerden farklı olarak, kadınlar genellikle ergenliğin başlamasıyla birlikte jinekolog tarafından takip edilmeye başlar. Burada, örneğin meme kanseri (mamografi) veya rahim ağzı kanseri (PAP testi) için yıllık erken teşhis muayeneleri yaptırırlar.
Ayrıca, göğüslerin düzenli olarak kendi kendine muayenesi de özellikle önemlidir.
Tümörün olası belirtileri şunlardır:
- Sertleşmeler
- Meme başının içe çekilmesi veya
- Sıvı akıntısı olan meme uçları
Mamografi, göğüslere yönelik özel bir röntgen muayenesidir @ Gorodenkoff /AdobeStock
Hem kendi kendine muayene hem de erken teşhis muayeneleri, jinekolojik kanser hastalıklarının erken teşhisi için önemlidir.
Doktorlar bunları ne kadar erken teşhis edip tedavi ederse, hastalığın prognozu o kadar iyi olur. Uzmanlar bu konuda 5 yıllık sağkalım oranından da bahseder.
Teşhisin hemen ardından doğurganlığın korunması konusunu gündeme getirin
Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen genç kadınlar için, kanser teşhisi konulduğunda doğurganlığın korunması konusunu düşünmek önemlidir. İlk anda tek önemli konu hayatta kalmak gibi görünür – kendi çocuğuna sahip olma konusu akla gelmez.
Ancak kemoterapi ve radyoterapi, hücrelerin genetik yapısına zarar verir. Ayrıca, radyoterapi uygulanan organa bağlı olarak uzun vadede kısırlığa da yol açabilir.
Sonuç olarak, çocuk sahibi olma isteği genellikle yerine getirilemez hale gelir. Çoğu durumda, tedaviye başlamadan önce yumurta hücrelerinin alınarak dondurulması mümkündür. Böylece kadınlar, ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olma isteklerini gerçekleştirebilirler.
Araştırmalar, hastaların %76’sına kadarının ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olmak istediğini göstermektedir. Bu durum, iyileşme sürecinden sonra hastalar için doğurganlığın korunmasının ne kadar önemli olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Jinekolojik kanserlere önlenebilir mi?
Kanser önleme çeşitli yollarla gerçekleştirilebilir. Özellikle jinekolojik kanserler söz konusu olduğunda, kanser riskini azaltmanın etkili yolları bulunmaktadır.
Bunlara örnek olarak şunlar verilebilir:
- Dengeli ve sağlıklı beslenme
- Yeterli fiziksel aktivite ve egzersiz
- Normal kiloyu korumak (BMI < 25 kg/m²) ve obeziteyi önlemek
- HPV aşısı
Sağlıklı beslenme ve bol hareket içeren bir yaşam tarzı, önlemeye yardımcı olur @ M.studio /AdobeStock
HPV aşısı, vakaların %90'ından fazlasında HPV 16 ve 18 enfeksiyonuna karşı koruma sağlar.
Ayrıca, araştırmalar, kız çocuklarında HPV aşısının rahim ağzı kanserinin ön aşamalarına yakalanma riskini kanıtlanabilir şekilde azalttığını göstermektedir.
En iyi koruma etkisini sağlamak için kız çocukları ilk enfeksiyon riskiyle karşılaşmadan önce aşılanmalıdır. Bu nedenle Aşı Komisyonu (STIKO), önleyici bir tedbir olarak 9 yaş ve üzeri her iki cinsiyete de HPV aşısı yapılmasını önermektedir.
Yazıyı paylaş
