Aort kapak yetmezliği, kısaca aort yetmezliği olarak adlandırılır ve aort kapağının yetersiz kapanmasıyla tanımlanan bir kalp kapak hastalığıdır. Aort kapağı (Valva aortae), dört kalp kapağından biridir. Aortta, sol ventriküle geçiş noktasında yer alır; bu nedenle anatomik açıdan kalbin iki keseli kapakçığından biri olarak da adlandırılır. Keseli kapakçıklar, kalp odacıkları ile kanı taşıyan damarlar arasındaki kalp kapakçıklarıdır. Vücut dolaşımında bu damar aorttur; bu nedenle burada bulunan kapakçık aort kapakçığı olarak adlandırılır. Vücudun ikinci kapakçığı ise sağ kalpte, pulmoner dolaşıma açılan çıkışta bulunur ve bu nedenle pulmoner kapakçık olarak adlandırılır.
Aort kapağı, kalbin gevşeme aşaması (diyastol) sırasında ana damardan sol kalbe kanın geri akmasını önler. Ancak aort kapak yetmezliğinde aort kapağı artık düzgün kapanmaz ve bu da aorttan kalbe kanın geri akmasına neden olur.
Aşağıda, aort kapak yetmezliğinin tedavisi hakkında daha fazla bilgi ve bu alanda uzmanlaşmış seçkin hekimler bulabilirsiniz.
Aort kapak yetmezliğinin nedenleri nelerdir?
Aort kapak yetmezliği doğuştan veya sonradan gelişebilir; ancak doğuştan olan türü çok nadir görülür. Kalp hamileliğin çok erken dönemlerinde geliştiği için, doğuştan aort kapak yetmezliği genellikle hamileliğin sekizinci haftasından önce ortaya çıkar.

Genetik faktörlerin yanı sıra, uyuşturucu ve alkol kullanımı ile kızamıkçık virüsü enfeksiyonu da kalp kapakçığı bozukluğuna yol açabilir. Ancak aort kapak yetmezliği, kalpteki bakteriyel iltihaplanma, yani endokardit nedeniyle de ortaya çıkabilir. Bakteriler kapakçığı istila eder ve yapısına zarar verir, böylece kapakçık artık düzgün bir şekilde kapanamaz. Ancak, günümüzde bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotiklerle erken dönemde tedavi edildiği için, bu tip kapak yetmezliği Avrupa’da nadir hale gelmiştir.
Romatizmal kapak yetmezlikleri de bir enfeksiyonun sonucudur. Ancak romatizmal ateş, bakteriyel endokarditten farklı olarak, hastalığın doğrudan bir sonucu değil, geç bir sekelidir. Belirli bakterilerle (çoğunlukla streptokoklar) enfeksiyon söz konusu olduğunda, vücut bu patojenlere karşı antikorlar üretir. Bakterilerin yüzey yapısı vücudun kendi bazı yapılarına benzediğinden, üretilen antikorlar bu yapıları da saldırıya uğratır ve iltihaplanmalara neden olur. Bu iltihaplanma süreçleri kalp bölgesinde meydana gelirse, kalp kapakçıkları geri dönüşü olmayan bir şekilde hasar görebilir.
Benzer şekilde, Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi diğer hastalıklar da aort kapak yetmezliğine yol açabilir. Ayrıca, aort kapak yetmezliği, kapak bileşenlerinin aşırı gerilmesinden de kaynaklanabilir. Ancak bu durum, çoğunlukla 60 yaşın üzerindeki kişilerde veya bir anevrizma sonucu ana damarın genişlemesi durumunda görülür. Aortun genişlemesi nedeniyle aort kapağı gerilir ve böylece işlevini yitirir.
Aort kapak yetmezliğinin belirtileri nelerdir?
Kapak yetmezliğinin hafif formları vücut tarafından telafi edildiğinden hastalar tarafından fark edilmez. Ciddi formlarda ise nefes darlığı (dispne) başlıca belirtidir. Şiddetine bağlı olarak, geri akış hacmi ejeksiyon hacminin üçte ikisine kadar ulaşabilir. Bu, sol ventrikülün aorta pompaladığı kanın üçte ikisinin, kalbin gevşeme evresinde tekrar geriye aktığı anlamına gelir. Bu geri akan kan, bir yandan kan dolaşımında eksiklik yaratırken, diğer yandan sol kalbe yük bindirir.
Sonuç olarak sol kalp büyür; buna hipertrofi denir. On yıllar sonra bu kalp hipertrofisi, kalp kasının işlev bozukluğuna yol açar ve böylece yavaş yavaş sol kalp yetmezliği gelişir. Kalp, vücudun ihtiyaç duyduğu kan miktarını artık taşıyamaz hale gelir. Bu durum şu belirtilerle kendini gösterir:
- Efor sırasında ve daha sonra istirahatte nefes darlığı,
- gece öksürük nöbetleri,
- Akciğerlerde sıvı birikimi (akciğer ödemi).
Aort kapak yetmezliği nasıl teşhis edilir?
Kalp kapakçığı bozukluğu şüphesi varsa, doktor stetoskopla hastanın göğsünü dinler. Aort kapak yetmezliğini, kanın sol ventriküle geri akışından kaynaklanan bir sesle tespit eder. Bu Austin-Flint üfürümü, özellikle kalbin tepesinde çok net bir şekilde duyulur.
Aort kapak yetmezliğine işaret eden diğer önemli bulgular arasında düşük diyastolik kan basıncı ve yüksek kan basıncı amplitüdü yer alır. Kan basıncı amplitüdü, sistolik (üst) ve diyastolik kan basıncı değerleri arasındaki farktır. Kalbin gevşeme aşamasında (diyastol) kanın geri akışı nedeniyle diyastolik kan basıncı düşüktür. Buna karşılık sistolik kan basıncı normaldir, bu nedenle kan basıncı amplitüdü olağanüstü derecede yüksektir. Yüksek kan basıncı amplitüdü, hastanın nabzıyla senkronize olarak başını sallamasına neden olan karakteristik Musset belirtisine de yol açar.
Ancak tanıyı kesinleştirmek için cihazlara dayalı yöntemler gereklidir. Kalbin ultrason muayenesi, yani ekokardiyografi yardımıyla, kalp odacığına ne kadar kanın geri aktığı belirlenebilir. Ayrıca kalp kateteri muayenesi, elektrokardiyogram (EKG) veya göğüs röntgeni de tanının konulmasında yardımcı olabilir.
Aort kapak yetmezliği nasıl tedavi edilir?
Erken evrelerde kalp kapakçığı yetmezliği ilaçlarla tedavi edilir. ACE inhibitörleri, kalsiyum antagonistleri ve nitro preparatları, kan basıncını düşürerek kalbin yükünü azaltabilir. Hasta nefes darlığı çekiyorsa ve/veya kalp dekompansasyonu riski varsa, yapay bir kalp kapakçığı takılmalıdır. Bu durumda mekanik kalp kapakçıkları ile biyolojik protezler arasında ayrım yapılır.
Bazı durumlarda aort kapak rekonstrüksiyonu da denenebilir. Bu işlemde cerrah, vücuda yabancı malzemeler kullanmaya gerek kalmadan hastanın aort kapağının şeklini ve işlevini yeniden sağlar.
Aort kapak yetmezliğinin prognozu nasıldır?
Genel olarak bakıldığında, aort kapak yetmezliğinin prognozu çoğunlukla iyidir. Erken dönemde yapılan bir ameliyat, hastaların prognozunu ve yaşam beklentisini iyileştirir. Ancak, kan pıhtıları nedeniyle damar tıkanıklıklarını önlemek için mekanik kalp kapakçığı takılan hastaların ömür boyu antikoagülan ilaçlar alması gerekir.
Yazıyı paylaş

