Aort anevrizması, insan vücudundaki en büyük arter olan aortun patolojik, kesesi andıran bir genişlemesidir. Bu genişleme, damar duvarının zayıflaması sonucu oluşur ve zamanla çapı artabilir. Birçok hasta başlangıçta herhangi bir belirti hissetmez, ancak anevrizmanın yırtılması (aort rüptürü) akut olarak hayati tehlike oluşturabilir. Karın aort anevrizması özellikle sık görülürken, göğüs kafesindeki torasik aort anevrizması daha nadirdir. Arteroskleroz ve hipertansiyon önemli risk faktörleri olarak kabul edilir; Marfan sendromu gibi genetik hastalıklar da aynı şekilde risk faktörleri arasındadır. Tanı genellikle ultrason veya BT taraması ile konur. Boyutuna ve şikayetlere bağlı olarak tedavi, düzenli kontrollerden damar protezi veya stent yerleştirilmesini içeren ameliyata kadar değişebilir.
Aort anevrizması nedir?
Aort anevrizması, ana damarın (aort) patolojik bir şekilde şişmesidir. Bu durumda damar duvarının bir kısmı kalıcı olarak genişler ve stabilitesini kaybeder. Tıp uzmanları, aortun bir noktasındaki çapının normalden yüzde 50'den fazla büyük olması durumunda anevrizma tanısı koyarlar. Sebep genellikle arteriyoskleroz, yüksek tansiyon veya Marfan sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları nedeniyle damar duvarında meydana gelen hasar veya zayıflamadır.
Konumuna göre, göğüs bölgesindeki torasik aort anevrizması ile karın bölgesindeki abdominal aort anevrizması arasında ayrım yapılır. Her iki tür de, boyutları veya komplikasyonları nedeniyle fark edilene kadar yıllar boyunca fark edilmeden kalabilir. Damar duvarı yırtılırsa (aort rüptürü), acil bir durum ortaya çıkar ve bu durum, derhal ameliyat yapılmazsa hayati tehlike yaratır.
Aort anevrizmasının nedenleri ve oluşumu
Erkekler, kadınlara göre aort anevrizmasına belirgin şekilde daha sık yakalanır. Hastalığın ailede sık görülmesi durumunda, genetik faktörler de bir başka neden olarak tartışılmaktadır.
Aort anevrizmasının oluşumunun başlıca nedenlerinden biri, arteriyoskleroz, yani damarların “kalsifikasyonu”dur. Aynı şekilde, uzun süreli yüksek tansiyon da arter duvarını zayıflatabilir. Tüm aort anevrizmalarının %90 - 95’i bu dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanır.

Hastaların damar duvarlarında “plak” adı verilen kireç birikintileri bulunur. Bunlar duvar yapısına zarar verir ve damarın sertleşmesine (skleroz) neden olur. Bu durum aortun esnekliğini azaltır ve bir şişkinlik oluşur.
Duvar hasarına yüksek tansiyon da eklenirse, kan damarı sonunda patlayabilir. Damar duvarı yırtılsa da delinmeden kalırsa, doktor buna aort diseksiyonu adını verir. Bu durumda kan, aortun doku katmanları arasına sızar.
Anevrizmanın yırtılması ciddi bir komplikasyondur. Büyük miktarda kan anında göğüs veya karın boşluğuna akar. Bunun sonucunda dolaşım sisteminde ortaya çıkan hacim kaybı hızla şoka yol açar.
Şok, hayati tehlike arz eden bir durumdur. Aort rüptürü geçiren hastaların %10’undan azı bu acil durumu atlatabilir. Yüzde 10-15'lik bir kesim hastaneye canlı olarak ulaşsa da, bunların sadece yaklaşık yarısı acil ameliyatla kurtarılmaktadır. Aort anevrizmasının çapı arttıkça yırtılma riski de artar. Çap 5 cm'yi aştığında risk özellikle yüksektir.
Bunun yanı sıra, doğuştan bağ dokusu zayıflığı olan hastalar da bulunmaktadır. Bu tür olası bağ dokusu hastalıkları şunlar olabilir:
- Marfan Sendromu
- Ehlers-Danlos Sendromu
- Kistik Median Nekroz (Erdheim-Gsell)
Bu hastalıkların hepsinde ortak olan nokta, kan damarı duvarındaki bağ dokusunun yapısındaki bozukluktur. Bu durum, damar duvarının daha dengesiz hale gelmesine ve zayıflamasına neden olur.
Enflamatuar hastalıklar da damarları zayıflatabilir ve aort anevrizmasına yol açabilir.
Aşağıdaki durumlarda risk artar:
- Geç evre sifiliz
- Takayasu arteriti
Aort anevrizmasının daha nadir görülen nedenleri şunlardır:
- doğuştan gelen bozukluklar
- hormonal değişiklikler, örneğin hamilelikte
- Göğüs bölgesindeki yaralanmalar
- sağlığa zararlı maddelerle temas (örn. kokain)
Aort anevrizmasının belirtileri
Aort anevrizması genellikle belirti göstermez. Bununla birlikte, aşağıdaki şikayetler de ortaya çıkabilir:
- Ses kısıklığı
- Nefes darlığı
- Omuz ağrısı
- Sırt sorunları
- Kanlı öksürük
Ancak çoğu zaman doktor, aort anevrizmasını bir röntgen muayenesi sırasında tesadüfen tespit eder.
Torasik aort anevrizması
Göğüs bölgesindeki aort anevrizması genellikle mevcut arteroskleroz, yüksek tansiyon ve damar duvarındaki iltihaplanma süreçlerine bağlıdır. Aynı şekilde, göğüs kafesindeki yaralanmalar da ani (= akut) veya birkaç yıl sonra (= kronik) torasik aort anevrizmasına yol açabilir.

Özel bir türü ise aort diseksiyonudur. Bu durumda ana arterin duvarında bir yırtık oluşur. Bunun sonucunda kan, aort duvarının farklı katmanları arasına sızar. Erken evrede genellikle herhangi bir şikayet görülmez. Ancak aort anevrizması büyümeye devam ederse, aşağıdaki şikayetler ortaya çıkabilir:
- Göğüs ağrısı
- Yutma güçlüğü
- Ses kısıklığı
- Bacaklarda felç
- Böbrek sorunları
Karın aort anevrizması (abdominal aort anevrizması)
Karın aort anevrizması genellikle karın ağrısı ile kendini gösterir. Aynı şekilde, “bel ağrısı” veya böbrek koliklerine benzeyen yaygın sırt ağrıları da görülebilir. Çok büyük anevrizmalar, karın bölgesinde nabız atan bir şişlik olarak ortaya çıkabilir.

Karın ağrısı, abdominal aort anevrizmasının bir belirtisi olabilir
Karın anevrizması yırtılırsa, hızla hayati tehlike arz eden bir şok durumu ortaya çıkar. Hastalar genellikle şiddetli bir “yıkıcı ağrı” ve sırta yayılan karın ağrısı tarif ederler. Aynı zamanda mide bulantısı ve kusma hissi de görülür.
Yırtılma sonrası yaşanan yoğun kan kaybı nedeniyle kişi çok kısa sürede iç kanamadan hayatını kaybeder. Hayat, ancak acil bir ameliyatla kurtarılabilir.
Aort anevrizmasının teşhisi
Teşhis, karın muayenesi ve ultrason yardımıyla konur. Karın bölgesine yapılan bu tür rutin ultrason muayenelerinde aort anevrizması genellikle tesadüfen tespit edilir. Daha büyük anevrizmalar, bilgisayarlı tomografi (BT) ve kontrast madde kullanılarak incelenmelidir.
Tedavinin daha iyi planlanabilmesi için damar cerrahlarının BT görüntülerini incelemesi ve değerlendirmesi gerekir. Sadece radyolog tarafından hazırlanan bir rapor yeterli değildir.

Doktor, aort anevrizmasını ultrason yoluyla teşhis edebilir
Aort anevrizması normalde yıllar geçtikçe büyür. Bu nedenle yırtılma riski her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle, küçük anevrizmalar bile düzenli olarak ultrasonla incelenir. Küçük bir aort anevrizması sık sık yırtılmaz, ancak ağrıya neden olabilir.
Aort anevrizması ameliyatından önce kan değerleri kontrol edilir. Bu süreçte özellikle tiroid hormonları ve böbrek değerleri önemlidir. BT taraması veya tedaviden kısa bir süre önce bu değerler tekrar kontrol edilir.
Hastanın ameliyatı başarıyla atlatabilmesi için fiziksel olarak yeterli durumda olması gerekir. Bu durum, EKG ve solunum fonksiyon testi yardımıyla belirlenebilir. Ayrıca, hastanın kalp sorunları varsa, bir kardiyolog hastanın ameliyata uygunluğunu değerlendirir.
Aort anevrizmasının prognozu nasıldır?
Aort anevrizması, şiddetine ve oluştuğu yere bağlı olarak hayatı tehdit eden bir hastalık olabilir. Her zaman ameliyat edilebilir değildir ve anevrizmanın büyümesiyle birlikte anevrizma yırtılması riski de artar.
Hastalar genellikle kanamadan korkar. Bu durum yaşam kalitesini önemli ölçüde kısıtlar. Sık sık spor yapmaktan ve ani hareketlerden kaçınırlar; bu da aşırı kilo ve arteroskleroz gibi risk faktörlerini artırır.
Çoğu durumda hastalar ilaçla tedavi edilir. Bu, aort anevrizmasının ilerleme riskini azaltır ve hastalığın seyrini yavaşlatır.
Ağır aort anevrizması vakaları genellikle cerrahi olarak tedavi edilir. Bu süreçte komplikasyonlar da ortaya çıkabilir. Bu durum her zaman önceden tahmin edilemez, bu nedenle her zaman özel bir risk-fayda değerlendirmesi yapılır.
Her durumda, doktor hastaya aort anevrizmasının yaş ilerledikçe yaşam süresini kısaltabileceğini açıklamalıdır.
Aort anevrizması gerileyebilir mi?
Hastalık yıllar boyunca yavaşça ilerler ve geri dönüşü yoktur.
Aort anevrizması 4 cm'den küçükse, genellikle bekleme yaklaşımı uygulanır. Hasta bu durumda her yıl ultrason ile muayene edilmelidir. Bu boyuttan büyük anevrizmalarda ise altı ayda bir kontrol yapılır.
Aort anevrizmasının büyümesini hızlandıran bir dizi risk faktörü vardır:
- Diyabet
- Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
- Yüksek kolesterol ve kan yağları
- Aşırı kilo
- Nikotin ve alkol
Hastalar, metabolizmaya ve kan damarlarına ek yük bindirmemek için sağlıklı ve çeşitlilik içeren bir beslenme düzeni benimsemelidir. Zira yanlış beslenme ve arteriyosklerozun birleşimi, aort anevrizmasının oluşumu ve ilerlemesinin önemli bir nedenidir.
Aort anevrizması ameliyat gerektirir mi?
Aort anevrizması zamanla büyüdükçe, ana damarın yırtılma riski de artar. Göğüs aortunda çap 5,5 cm'den fazla ve karın aortunda çap 5 cm'den fazla ise ameliyat yapılmalıdır.
Çap daha küçükse, tedavi eden hekim semptomlara ve aort anevrizmasının şekline göre karar verir. Aort anevrizmasının değerlendirilmesinde, oluşmuş olabilecek trombüsler de önemlidir. Kan tıkanıklığı, doku ve organlara kan akışının azalmasına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda anevrizmanın daha da şişmesine de neden olabilir.
Aort anevrizması ameliyatı yöntemi
Minimal invaziv tedavi tekniği uzun yıllardır sürekli gelişmektedir. Belirli koşullar altında, aortu ortaya çıkarmak için hastanın göğsünde veya karnında bir kesi açılmasına gerek kalmaz. Bunun yerine, doktor uyluk arterlerini deler ve bir kateteri aort anevrizmasına kadar ilerletir.
Doktor, sonunda aort stenti buraya yerleştirir. Stent, kan damarının yerini alır ve üzerindeki yükü azaltır. Bu minimal invaziv ameliyat, hasta için daha az invazivdir. Ancak stentlerin ömrü sınırlıdır. Bu nedenle, birkaç kez tekrar ameliyat gerekebilir. Minimal invaziv tedavi, sıklıkla eşlik eden hastalıkları olan yaşlı hastalar için özellikle yararlıdır. Bu faktörler, açık ameliyat riskini artırır.
Bazı aort anevrizması türlerinde minimal invaziv yöntem uygulanamaz. Bu durum, stent proteziyle ilgili sorunlarda veya aort anevrizmasının yırtılması gibi akut acil durumlarda geçerlidir. Bu durumlarda genellikle açık cerrahi gerekebilir.
Cerrah, karın veya yan bölgeden bir kesi yaparak karın aortunu ortaya çıkarır. Ardından, aort anevrizmasının bulunduğu kısmı plastik bir tüp olan aort protezi ile değiştirir.
Açık cerrahi her zaman mümkündür ve uzun vadeli dayanıklılık sağlar. İki tedavi yönteminden hangisinin uygulanacağına hastayla birlikte karar verilir. Bu süreçte doktor şu faktörleri göz önünde bulundurur:
- Eşlik eden hastalıklar,
- yaşam koşulları ve
- hastanın kişisel isteklerini
göz önünde bulundurur.
Aort anevrizması ameliyatının seyri
Aort anevrizmasında stent yerleştirme ameliyatı nasıl yapılır? Aşağıdaki bölümlerde ameliyat süreci ayrıntılı olarak açıklanmaktadır:
Ameliyat öncesi
Ameliyattan önce, müdahaleyi daha iyi planlayabilmek için bazı tetkikler yapılır. Doktor, bu tetkiklerin sonucunda hangi stentin en uygun olduğuna karar verir. Ardından planlarını hasta ile görüşür.
Torasik aort anevrizması ameliyatı
Ameliyat başlamadan önce hastanın kasık bölgesi temizlenir ve dezenfekte edilir. Ardından bölgeye lokal anestezi uygulanır veya hastaya genel anestezi verilir. Daha sonra doktor, kasık bölgesinde küçük bir kesi açar. Kateteri ve stenti kasık bölgesindeki artere yerleştirir.
Bu işlemin başarısı, röntgen kontrolü (anjiyografi) yardımıyla doğrulanır. Röntgen görüntüsünde cerrah, aort anevrizmasının konumunu net bir şekilde görebilir ve kateteri o noktaya kadar ilerletebilir. Ardından anevrizmanın içine stent yerleştirilir ve damarın çapına göre ayarlanır.
Son olarak kateter arterden çıkarılır; yerleştirilen stent ise yerinde kalır. Aort anevrizması çok büyükse, doktor birden fazla stent yerleştirebilir.

Aort anevrizmasında minimal invaziv stent ameliyatı © bilderzwerg | AdobeStock
Karın aort anevrizması ameliyatı
Göğüs aortunda olduğu gibi, karın bölgesindeki aort anevrizmasının tedavisi için de çeşitli yöntemler mevcuttur. Açık cerrahi, karın boşluğunun açılmasının ardından ortaya çıkarılan karın aortunda gerçekleştirilir.
Kan akışını kısa süreliğine durdurmak için arter, aort anevrizmasının üstünde ve altında klemplenir. Ardından anevrizma kesesi açılır ve protez olarak bir damar yaması yerleştirilir. Aort anevrizmasının büyüklüğüne bağlı olarak, bu işlemde ya tüp protez ya da bifürkasyon protezi implante edilir.
Açık cerrahi, tüm hastalar için herhangi bir kısıtlama olmaksızın uygulanabilir.
Buna karşın stent prosedürü, farklı anatomik koşullar nedeniyle herkeste uygulanamaz. Ancak yaşlı hastalar ve yüksek riskli hastalar, riskin daha düşük olması nedeniyle stent prosedüründen fayda görürler.
Ameliyat Sonrası Dönem
İşlemden sonra, gözlem altında tutulmak üzere birkaç gün hastanede kalmanız gerekir. Hastalar, kasık bölgesindeki iyileşmeyi desteklemek için başlangıçta dört ila altı saat boyunca hareketsiz yatmalıdır. Ameliyatın yan etkileri şunlar olabilir:
- Uylukta şişlik
- Bacaklarda uyuşma
- Halsizlik, mide bulantısı ve kusma
- Bacaklarda zonklayan ağrı
- Ateşli veya ateşi olmayan iştahsızlık
Ortalama olarak, minimal invaziv aort anevrizması ameliyatı geçiren hastalar 5 gün sonra taburcu olurlar. 1-2 hafta sonra hastalar günlük iş hayatına geri dönebilirler.
Açık ameliyat sonrası yara fıtığı riskini önlemek için, hastalar 3 aya kadar ağır yük kaldırmamalıdır. Trombüs oluşumunu önlemek amacıyla, size trombosit agregasyon inhibitörleri verilir. Bu ilaçlar kan pıhtılaşmasını azaltır.
Endovasküler yöntemle ameliyat olan hastalar, yıllık BT kontrolüne gitmelidir. Açık ameliyat yönteminde ise ultrason muayenesi, BT'nin yerini alır.
Aort anevrizması ameliyatının riskleri ve komplikasyonları
Karın aort anevrizmasının yırtılması, hayati tehlike arz eden bir acil durumdur. Buna kıyasla, stent kullanımıyla veya açık cerrahi yoluyla yapılan aort anevrizması ameliyatı çok daha az risklidir. Bununla birlikte, aort ameliyatı tamamen risksiz değildir. Ancak bu riskler genellikle öngörülebilirdir ve çoğunlukla iltihaplanmanın yol açtığı komplikasyonlara dayanır:
- Enfeksiyonlar
- Zatürre
- Kardiyovasküler sorunlar
Stent yerleştirilmesi sırasında ayrıca kan sızıntısı da meydana gelebilir. Bu, kanın anevrizma kesesine akması anlamına gelir (= “endoleak”). Sızıntı kendiliğinden kapanmazsa, kateter tedavisi ile tekrar kapatılması gerekir. Aort anevrizmasına yapılan müdahale, böbreklerde, bağırsaklarda ve bacaklarda geçici kan dolaşımı bozukluklarına yol açabilir.
Açık cerrahi, her zaman diğer karın organlarının zarar görme riskini de beraberinde getirir. Ameliyatı gerçekleştiren doktorlar, açılmış karın boşluğunda hemen ameliyat edilmesi gereken başka hastalıklar da tespit edebilirler.
Başarılı bir tedavi, kan akışının düzenli olarak kontrol edilmesini ve ultrason muayenesini içerir.
Anevrizma ne kadar hızlı gelişir?
Anevrizma doğuştan olabilir veya yaşam boyunca gelişebilir. Sonradan oluşan bir anevrizmanın gelişmesi genellikle yıllar sürer ve bu süre içinde boyutu önemli ölçüde artabilir.
Anevrizmalar sıklıkla karın bölgesinde, beyinde, kalpte ve göğüs kafesinde görülür. Görünür bir anevrizma oluşana kadar geçen uzun süre nedeniyle, hastalık çoğunlukla 50 yaşın üzerinde fark edilir.
Beyin anevrizmalarına ilişkin meta-analizler, anevrizmaların yaklaşık %9’unun yaklaşık 3 yıllık bir süre içinde büyüdüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca, önümüzdeki 19 yıl içinde büyüme riskinin uzun vadede yaklaşık %45 olduğu hesaplanmıştır. Uzmanlar, ELAPPS skoru yardımıyla 6 risk faktörünü temel alarak önümüzdeki 3–5 yıl içindeki büyüme riskini değerlendirir:
- Önceki anevrizma rüptürü
- Anevrizmanın oluştuğu yer
- Yaş – özellikle 65 yaş ve üzeri
- Hastanın coğrafi kökeni
- Anevrizmanın boyutu
- Anevrizmanın şekli
Aort anevrizmasının önlenmesi
Aort anevrizması riski, bazı vakalarda uygun bir yaşam tarzı ile önemli ölçüde azaltılabilir. Buna bol hareket ve yağ ile şeker içeriği düşük, sağlıklı bir beslenme dahildir. Bu sayede anevrizmanın başlıca risk faktörleri olan arteroskleroz ve yüksek tansiyonu en aza indirebilirsiniz.

Sağlıklı beslenme ve spor, aort anevrizması riskini en aza indirir
Doğuştan bağ dokusu zayıflığı olan kişilerde sıklıkla aort anevrizması gelişir. Bu nedenle bu kişiler semptomlara özellikle dikkat etmeli ve gerekirse tıbbi tavsiye almalı ve ultrason muayenesi yaptırmalıdır.
Aort anevrizması hakkında sık sorulan sorular
Aort anevrizması erken aşamada nasıl fark edilir?
Aort anevrizması genellikle uzun süre herhangi bir belirti göstermez. Aort anevrizması şüphesi, sıklıkla ultrason veya BT taraması sırasında tesadüfen ortaya çıkar. Uzman hekimler, özellikle 65 yaşın üzerindeki erkeklerde aort anevrizmasına daha sık rastlandığından, bu gruba yönelik tarama yapılmasını önermektedir. Aort rüptürü riskini önlemek ve doğru tedaviyi zamanında başlatmak için erken teşhis hayati önem taşır.
Aort anevrizmasının nedenleri nelerdir?
Aort anevrizması, aortun bir bölümünde torba şeklinde bir genişlemedir. Başlıca nedenleri arasında arteroskleroz, yüksek tansiyon ve Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları yer alır. Marfan sendromu gibi doğuştan gelen hastalıklar, yağ metabolizması bozuklukları veya aort ascendens yaralanmaları da damar duvarını zayıflatabilir. Çapın santimetre cinsinden artmasıyla birlikte yırtılma riski önemli ölçüde artar.
Aort anevrizmasını tetikleyen risk faktörleri nelerdir?
Aort anevrizmasının en önemli risk faktörleri arasında sigara kullanımı, hipertansiyon (yüksek tansiyon), lipid metabolizması bozuklukları, erkek cinsiyet ve ileri yaş sayılabilir. Aile öyküsü ve belirli doğuştan gelen hastalıklar da riski artırır. Güncel kılavuzlara göre, risk altındaki hastalarda anevrizmanın ilerlemesini izlemek amacıyla düzenli olarak ultrasonla tanı konulmalıdır.
Ne zaman aort anevrizmasından söz edilir ve ne zaman ameliyat gerekir?
Tıp uzmanları, aortun normal çapının yüzde 50'sinden fazla genişlemesi durumunda aort anevrizmasından söz ederler. Genellikle anevrizma çapı yaklaşık beş ila beş buçuk santimetreye ulaştığında veya hızla büyüdüğünde ameliyat endikasyonu ortaya çıkar. Karar, genellikle kardiyologlar ve radyologlarla istişare halinde, damar cerrahisi uzmanı tarafından verilir. Amaç, örneğin abdominal veya torasik aort anevrizması durumunda, aort kapağını ve komşu yapıları mümkün olan en iyi şekilde korumaktır.
Aort anevrizması nasıl tedavi edilir?
Doktorların aort anevrizmasını nasıl tedavi edeceği, anevrizmanın yeri, boyutu ve hastanın genel durumuna bağlıdır. Küçük anevrizmalar düzenli olarak takip edilirken, daha büyük anevrizmalarda damar protezi veya stent kullanılarak ameliyat yapılması gerekir. Karın aort anevrizması söz konusuysa, müdahale genellikle kasık damarları üzerinden minimal invaziv olarak gerçekleştirilir. Buna karşılık, göğüs kafesindeki aort ascendens anevrizmasında açık cerrahi gerekebilir. Her iki işlem de damar cerrahisi uzmanları tarafından gerçekleştirilir.
Aort anevrizması önlenebilir mi?
Evet, sağlıklı bir yaşam tarzı ile aort anevrizmasından korunulabilir. Nikotinden uzak durun, kan basıncınızı dengede tutun ve yüksek kan yağ değerlerini normale döndürün. Dengeli beslenme, egzersiz ve yağ metabolizması bozukluklarının tedavisi, riski önemli ölçüde azaltır. 65 yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık %2’sinde her yıl aort anevrizması görüldüğünden, düzenli kontrol özellikle önemlidir.
Tedavi sonrasında aort anevrizması devam eder mi?
Başarılı bir ameliyat veya stent yerleştirme işleminden sonra, etkilenen damar kalıcı olarak stabilize edilir. Bununla birlikte, aort anevrizması düzenli takip muayeneleri gerektiren bir hastalık olmaya devam eder. Bu muayeneler, yeniden büyümeyi veya komplikasyonları erken aşamada tespit etmek amacıyla güncel kılavuzlara uygun olarak ultrason veya BT taraması yoluyla gerçekleştirilir.
Yazıyı paylaş
