Kronik yüksek tansiyon (hipertansiyon), bir dizi ciddi sekel hastalığa yol açabilir. Bunların arasında nefroskleroz da yer alır. Nefroskleroz, iyi huylu veya kötü huylu olabilen bir böbrek hastalığıdır. Dolayısıyla, hastalığın seyri çok farklı şekillerde gelişebilir. Ancak her iki durumda da tedavi aynıdır: Amaç, kan basıncını düşürmek ve böbrek dokusunun daha fazla hasar görmesini önlemektir.
Aşağıda daha fazla bilgi ve seçilmiş nefroskleroz uzmanlarını bulabilirsiniz.
Nefrosklerozun Türleri
Temel olarak şu iki tür arasında ayrım yapılır:
- İyi huylu (benign)
- Kötü huylu (malign) nefroskleroz
İyi huylu nefrosklerozda böbrek dokusunda yavaş ama sürekli ilerleyen bir hasar meydana gelir. Aynı zamanda kontrolsüz bağ dokusu üretilir ve bu da böbrekte doku sertleşmesine (skleroz) yol açar. Diğer bir eşlik eden bulgu ise hialinozlardır (şeffaf maddelerin birikmesi). İyi huylu nefrosklerozun seyri birkaç yıla yayılabilir.
Buna karşın, malign nefrosklerozda hastalık seyri daha kısa ve şiddetlidir: Böbrek fonksiyonlarında ani bir bozulma meydana gelir ve kan basıncı hızla yükselir. Uzmanlar bu seyri hipertansif kriz olarak da adlandırır.
Hastalığın üç evresi vardır:
- Mikroalbuminüri: İdrarla artmış miktarda albümin proteini atılması. (30 - 300 mg/gün)
- Benign hipertansif nefroskleroz: Değerler > 300 mg/gün
- Arteriyo-arteriyolosklerotik: Böbrek yetmezliği ile birlikte böbrek küçülmesi
Ayrıca uzmanlar, böbrek yetmezliği olan ve olmayan nefroskleroz arasında ayrım yaparlar.
Albüminüri (protein), böbrek hastalıklarının başlıca belirtisidir @ Saiful52 /AdobeStock
Tipik nefroskleroz belirtileri
Hem iyi huylu hem de kötü huylu nefrosklerozda başlangıçta arteriyel hipertansiyon (yüksek tansiyon) belirtileri görülür.
Semptomlar genellikle oldukça belirsizdir ve baş dönmesi, görme bozuklukları veya göğüste sıkışma hissini içerir.
İyi huylu nefrosklerozda yavaş yavaş ortaya çıkan, kötü huylu nefrosklerozda ise akut olarak ortaya çıkan böbrek yetmezliği belirtileri de eklenir.
Bunlar arasında şunlar yer alır:
- İdrar üretiminin azalması
- Akciğerlerde sıvı birikimi (akciğer ödemi)
- Kas güçsüzlüğü
- Kalp ritmi bozuklukları
- Böbrek fonksiyonunun tamamen kaybolması
Nefroskleroz hastalığı için risk faktörleri
Nefroskleroz hastalığına yakalanma olasılığı çeşitli faktörlere bağlıdır:
- Örneğin, Afrika kökenli kişiler, beyaz tenli kişilere kıyasla bu hastalığa yaklaşık dört kat daha sık yakalanmaktadır.
- Diğer risk grupları arasında erkekler, 50 yaşın üzerindeki kişiler, sigara içenler ve düşük sosyoekonomik statüye sahip, yani eğitim düzeyi düşük kişiler yer alır.
- Yağ metabolizması bozukluğu veya böbrek birimlerinin (nefronların) sayısında azalma gibi önceden var olan hastalıklar da önemli bir rol oynar.
- Ayrıca, nefroskleroza karşı genetik bir yatkınlık da söz konusu olabilir.
Nefrosklerozun Teşhisi
- Benign nefrosklerozda, genellikle rutin bir kan tahlili sırasında ortaya çıkan bir şüpheli tanı söz konusudur.
- Doktor böbreklerde hasar tespit ederse, idrar tahlili yapılır. Tipik olarak idrarda protein konsantrasyonu artar.
- Kapsamlı fizik muayeneler ve ayrıntılı bir anamnez (hastanın tıbbi geçmişinin alınması) da aynı derecede önemlidir. Anamnez sırasında hasta mevcut semptomları ayrıntılı olarak anlatır, doktor ise özel risk faktörlerini ortaya çıkarır.
- Nefrosklerozun varlığından kesin olarak emin olunabilmesi için doku örneği alınması gerekir. Ancak böbrek biyopsisi birçok komplikasyona yol açtığı için uzmanlar pratikte sıklıkla bu yöntemden kaçınırlar. Öncelikle böbrek fonksiyonunun yeniden kazanılması ve korunmasını amaçlayan bir tedavi, biyopsi yapılmasa da mümkündür.
Nefroskleroz: Prognoz ve Tedavi
İyi huylu varyantta prognoz, böbreklerde halihazırda onarılamaz bir hasar olup olmadığına büyük ölçüde bağlıdır. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.
Daha nadir görülen malign hastalık formunda ise odak noktası kan basıncının normalleştirilmesidir. Böylelikle uzmanlar, kalıcı hasarları ve böbrek yetmezliğini önleyebilirler.
Böbrek hastalığının tetikleyicisi olan yüksek tansiyonun düşürülmesi, her tedavinin merkezinde yer alır. Bu amaçla, tansiyon düşürücü ilaçlar – ACE inhibitörleri veya alternatif olarak AT1 antagonistleri – kullanılır.
Nefroskleroz her zaman yüksek tansiyonla birlikte görülür @ stivog /AdobeStock
Kan basıncının ne kadar düşürüleceği, protein atılımına bağlıdır: Protein atılımı yüksekse hedef <130/80 mmHg, aksi takdirde 140/90 mmHg'dir.
İlaç kullanımının yanı sıra kan basıncının sıkı ve düzenli bir şekilde kontrol edilmesinin yanı sıra, sağlıklı bir yaşam tarzı da büyük önem taşır.
Spor aktiviteleri ve kilo verme de sağlık durumuna olumlu etki edebilir.
Kan basıncını düşürmek için başka önlemler de vardır:
- Stresin azaltılması (örneğin gevşeme egzersizleri yoluyla)
- Yemeklerde tuz alımını sınırlamak
- Alkollü içeceklerden uzak durmak
- Böbrek dokusunun yenilenebilmesi için sağlıklı beslenme çok önemlidir. Omega-3 yağ asitleri, amino asitler, antioksidanlar ve doğal yollarla kolesterolü düşürmeye yardımcı olan gıdalar bu süreçte faydalıdır.
Yazıyı paylaş
