Burada, otoimmün hastalıklarla ilgili tüm önemli bilgileri ve bu alanda uzmanlaşmış nitelikli uzmanları bulabilirsiniz. "Otoimmün hastalık" terimi, yanlış yönlendirilmiş bir bağışıklık tepkisi sonucu ortaya çıkan çeşitli hastalıkları kapsar. Bu bozukluk nedeniyle bağışıklık sistemi, vücudun kendi bazı kısımlarına sanki tehlikeli patojenlermiş gibi saldırır. Bunun bilinen bir örneği multipl sklerozdur (MS). Batı sanayileşmiş ülkelerde otoimmün hastalıklar nüfusun yaklaşık yüzde beşini etkilemektedir; bu durumda kadınlar daha yüksek risk altındadır. Geçtiğimiz yıllarda tıbbi araştırmalar, tedavi seçeneklerini sürekli olarak iyileştirmeyi ve böylece hastaların yaşam kalitesini artırmayı başarmıştır. Her bir hastalığın kesin tetikleyicileri henüz bilinmemektedir ve hastalığın kökünü ortadan kaldıran tedaviler de mevcut değildir. Alman Otoimmün Hastalıklar Derneği (Deutsche Gesellschaft für Autoimmunerkrankungen e.V.), web sitesinde yaklaşık elli farklı hastalık tablosunu listelemektedir. En bilinen hastalıklar arasında şunlar yer almaktadır:
- Tip I diyabet
- Multipl Skleroz
- Crohn hastalığı
- Romatizmal ateş
- Çölyak hastalığı (gluten intoleransı)

© Sagittaria / Fotolia
Otoimmün hastalıkların nedenleri
Bazı durumlarda bağışıklık hücrelerinin, patojenleri savuşturmak yerine vücudun kendi dokularına saldırmasının nedeni henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Bazı otoimmün hastalıklar, alerjik çapraz reaksiyonlardan kaynaklanan antikorlar tarafından tetiklenir. Bu durumda, virüs veya bakterilerin antijenleri vücudun kendi yapılarına çok benzemektedir. Bağışıklık sistemi bu durumda yabancı yapıları doğru bir şekilde tanımlayamaz.
Çoğu durumda, sözde otoantikorlar tespit edilebilir: Bunlar, bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve vücudun kendi belirli hücrelerine veya dokularına karşı yönelen, dolayısıyla bir otoimmün hastalığa yol açan savunma hücreleridir.
Otoimmün hastalıkların tipik belirtileri nelerdir?
- Karın ağrısı
- Ağız kuruluğu
- Ateş
- İshal
- Kas ağrısı
- Böbrek ağrısı
Hastalığın nedeni: Risk faktörleri modeli
- Özel durumlarda (enfeksiyonlar veya hamilelik gibi) meydana gelen programlama hataları
- genetik faktörler
- Çevresel faktörler, örneğin stres veya zararlı maddeler
- Bağışıklık sisteminin tolerans kaybı
Bağışıklık sistemindeki programlama hataları, enfeksiyonlar, ilaçlar veya hamilelik sırasında ortaya çıkabilir. Vücuda bir virüs girdiğinde, bağışıklık sistemi bu istilacıya karşı savaşan antijenler üretir. Virüs, vücuttaki bir dokuya benzer yapıya sahipse, antijenler bu dokuya da saldırabilir.
Ünlü bilim dergisi Nature, ayrıca genlerin önemi üzerine uluslararası bir çalışma yayınladı. Sonuçlar, otoimmün bir hastalığa yatkınlığın aile içinde kalıtsal olarak aktarıldığını göstermektedir. Ancak ebeveynler, hastalığın kendisini çocuklarına doğrudan aktarmazlar.
Kirleticiler veya stresli yaşam koşulları gibi çevresel faktörler, hastalığın şiddetini etkiler ve ortaya çıkmasını teşvik eder ya da engeller. Örneğin hijyen hipotezi, çocukluk döneminde aşırı hijyenin zararlı olduğunu varsayar. Aşırı hijyen, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin gelişimini engeller. Bir diğer tetikleyici faktör ise bağışıklık sisteminin tolerans kaybıdır. Tıp alanında bu terim, vücudun kendi dokularını yabancı dokulardan ayırt etme yeteneğini ifade eder. Bağışıklık sistemi bu yeteneğini kaybederse, vücut kendi bağışıklık tepkisinin kurbanı olur.
Tedavi seçenekleri
- Bağışıklık sistemine etki eden ilaçlar
- Kök hücre tedavisi
- Psikoterapi
- Ergoterapi ve fizyoterapi
- Beslenme danışmanlığı
Tedavinin temel dayanaklarından biri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlardır. Bu bağışıklık baskılama, bazı zorlukları da beraberinde getirir: İlgili organları korumanın yanı sıra, bu ilaçlar vücudun enfeksiyonlara karşı kendini korumasını da engeller. Bu nedenle doktorlar, dozu her bir vakaya göre çok hassas bir şekilde ayarlar. Kök hücre tedavisi, otoimmün hastalıkların tedavisinde etik açıdan tartışmalı bir seçenektir. Kök hücrelerin bir özelliği vardır: Deri hücreleri veya sinir hücreleri gibi sabit bir işlevleri yoktur. Bunlardan hangi hücre türünün oluşacağı, geliştiği ortama bağlıdır.
Ayrıca, hastanın tanıyla başa çıkmasını kolaylaştırmak için psikoterapötik destek alınması tavsiye edilir. Aksi takdirde, uyum bozukluğu veya depresyon gibi psikolojik bir hastalık riski ortaya çıkar. Bir hastalık alevlenmesinin ardından, özel ergoterapi ve fizyoterapi seansları fiziksel zindeliği ve motor becerileri geliştirmeye yardımcı olabilir. Çölyak hastalığı veya diyabet gibi bazı otoimmün hastalıklarda ise diyet, tedavinin önemli bir parçasıdır. Beslenme danışmanlığı, hastaların kendilerine özel, dengeli bir beslenme planı oluşturmalarına destek olur.
Hastalıkla yaşamak: Tedavi ve prognoz
Tıp, şu ana kadar otoimmün hastalıkları tedavi edememektedir. Ancak, hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyen ve şikayetleri hafifleten çok sayıda, oldukça etkili tedavi yöntemi mevcuttur. Teşhis, hastalığın ciddiyeti ve kişisel özelliklere bağlı olarak, hastalık her vakada farklı seyreder. Multipl skleroz gibi hastalıklar alevlenmeler halinde ortaya çıkar. Bir alevlenmenin sonuçları daha sonra ya tamamen geriler (tam remisyon) ya da kalıcı şikayetler kalır (kısmi remisyon).
Hastalığın seyri sırasında doktorun başka bir tanı koyması da mümkündür. Örneğin, diyabet sıklıkla çölyak hastalığı ile birlikte görülür. Bu tür hastalıklar, hastanın ve çevresindekilerin hayatını değiştirir. Ancak bu durumla tek başınıza değilsiniz. Disiplinlerarası bir ekip, tedaviyi takip eder ve fiziksel ve psikolojik sonuçların üstesinden gelinmesine yardımcı olur. Ayrıca, bölgesel destek grupları ve danışma merkezleri, hastaların yaşam kalitesini yüksek tutacak bir hayat sürmelerine destek olur.
Yazıyı paylaş
