Kalp cerrahisinde aort kapak replasmanı, kalbe yapay bir kalp kapağının yerleştirilmesi anlamına gelir. Bu işlemde aort kapağı için “endoprotez” adı verilen bir cihaz kullanılır. Bu protez, büyük ölçüde metalden oluşan ve farklı tasarımları bulunan tıbbi bir implanttır. Biyolojik bir implant da kullanılabilir. Mekanik mi yoksa biyolojik bir kapakçığın uygun olduğu, hastanın bireysel durumuna bağlıdır.
Aort kapak replasmanı hakkında daha fazla bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.
Aort kapağı nedir?
Aort (ana damar), sol ventrikülden ayrılır ve oksijen bakımından zengin kanı vücut dolaşımına taşır. Dört kalp kapakçığından biri olan aort kapakçığı, aortun başlangıcında bulunan bir valftir.
Oksijen bakımından zengin kanın geçmesine izin verir ve bir sonraki kalp atışına kadar aortu kapatır. Böylece kan, kalp odacığına geri akmaz.
Aort kapağı aortu sıkıca kapatmazsa, bu duruma aort kapak yetmezliği denir. Bu durumda kan geri akabilir.
Aort kapağının yeterince açılmaması ve vücut dolaşımına çok az kan gitmesi de mümkündür. Bu durumda tıp uzmanları aort kapak darlığı (stenoz) terimini kullanır.
Kimler aort kapak replasmanına ihtiyaç duyar?
Kan akışının sağlanabilmesi için aort kapağının işlevinin yeniden kazanılması gerektiğinde, aort kapak replasmanı endikasyonu ortaya çıkar.
Aort kapak replasmanı, özellikle doğal aort kapağı artık işlevsel değilse veya rekonstrüksiyona uygun değilse gereklidir. Aort kapak replasmanı, esas olarak kronik kalp yetmezliğini önlemeyi amaçlar.
Aort kapak replasmanı için endikasyonlar arasında şunlar sayılabilir:
- Aort yetmezliği (aort kapağının yetersiz kapanması)
- Aort darlığı (sol ventrikül çıkış yolunun daralması)
- Mitral yetmezliği ("sızıntı yapan" mitral kapak)
- Mitral darlığı (mitral kapak açıklığının daralması)
Mekanik kalp kapakçıkları ile aort kapak replasmanı
Amerikalı cerrah Charles Anthony Hufnagel, 1952 yılında yapay bir kalp kapakçığı geliştirdi. Bu kapakçığı, aort kapak yetmezliği olan 30 yaşındaki bir kadının aort descendensine (inme aort) yerleştirdi. Bu, kardiyoloji tarihindeki ilk kalp kapakçığıydı.
Mekanik kalp kapakçıkları, polyester bir manşetle kaplanmış metal bir gövdeden oluşur. Doktorlar bu manşet yardımıyla kapakçığı insan kalp dokusuna dikerler.
Mekanik kapakçıkların karakteristik özelliği, kalp kapakçığı kapanırken ortaya çıkan metalik bir ses olan “protez tıklaması”dır. Bu sesin netliğinden, aort kapak protezinin iyi durumda olup olmadığı veya üzerinde birikintiler oluşup oluşmadığı anlaşılabilir.
Mekanik kalp kapakçıklarının avantajları ve dezavantajları
Mekanik kalp kapakçıklarının biyoprotezlere göre avantajı, uzun ömürlü olmalarıdır. Testler, mekanik kapakçıkların (teorik) ömrünün 100 ila 300 yıl arasında olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle, bu kapakçıklar genellikle genç hastalara implante edilir.
Ancak metal protezlerin dezavantajları da vardır: Metal yüzey, kan pıhtılaşmasını tetikleyici bir etkiye sahiptir ve bu da emboli ve tromboz riskinin artmasına neden olur.
Bu nedenle, mekanik kalp kapakçığı takılan hastalar ömür boyu antikoagülan ilaçlar almak zorundadır. Bunlar, kan pıhtılaşmasını önlemek amacıyla profilaktik olarak kullanılan pıhtılaşma önleyici ilaçlardır.
Genellikle hastalara Marcumar adlı antikoagülan verilir. Hastalar bu ilacı her gün almak zorundadır. Pıhtılaşma değeri, yani INR (Uluslararası Normalize Oranı), iki haftada bir kontrol ettirilmelidir.
Mekanik kalp kapak protezlerinin türleri
Aşağıdaki mekanik kapak protezi türleri ayırt edilebilir:
- Çift kanatlı protez (örneğin St. Jude Medical): İki kanatlı diskten oluşan kalp kapakçığı protezi
- Eğilebilir disk protezi (örneğin Medtronic-Hall, Björk-Shiley): tek kanatlı kapak modeli
- Küresel protez (örneğin Starr-Edwards veya Smeloff-Cutter): İlk kez 1952'de kullanılmış olup, günümüzde artık kullanılmamaktadır.
- Yükselme diskli protez (örneğin Kay-Shiley): Bu model de günümüzde artık implante edilmemektedir.

1. Starr-Edwards kalp kapakçığı; 2. Starr-Edwards kalp kapakçığı; 3. Smeloff-Cutter kalp kapakçığı; Dr. Mirko Junge - Kendi eseri (Own photo), CC BY 3.0, Bağlantı
Biyolojik kalp kapakçıkları ile aort kapak replasmanı
Metal protezlere biyolojik bir alternatif, insan veya hayvan dokusundan yapılan aort kapak replasmanıdır. Biyolojik kapakların ömrü mekanik kapaklara göre daha kısadır. Yaklaşık 10 ila 20 yıl arasındadır.
Bu sürenin sonunda yeniden ameliyat yapılması gerekir.
Tıp uzmanları biyolojik kalp kapakçıklarını şu şekilde sınıflandırır:
- Ksenojenik kalp kapakçıkları
- Homolog kalp kapakçıkları ve
- Otojen kalp kapakçıkları
- Ksenojenik kalp kapakçıkları
Bu biyolojik kalp kapakçıkları (ksenogreft olarak da adlandırılır), domuz veya sığır kalp dokusundan elde edilir. Ksenogreft, organın donörünün alıcıdan farklı bir biyolojik türden geldiği anlamına gelir.
Doktorlar bu aort kapak protezini, bir polyester halka ile çevrili esnek bir iskelet yapısına sabitler. Ancak iskeletsiz varyantları da mevcuttur. Bu modeller sadece Dacron ile güçlendirilmiştir; Dacron, polyester kesintisiz ipliklerden üretilen sentetik bir malzemedir.
En uzun ömürlü biyoprotezler, domuz kalplerinden elde edilen iskeletli protezlerdir (örneğin Carpentier-Edwards protezleri veya Hancock protezleri). Ksenojenik kalp kapakçıklarında ise sadece geçici bir antikoagülasyon gereklidir.
Homolog kalp kapakçıkları
Bu kapakçıklara homogreft de denir; bu, organın donörünün alıcıyla aynı türden olduğu anlamına gelir.
Homolog kalp kapakçıkları, vefat etmiş insan donörlerin kalp dokusundan elde edilir.
Ameliyat sonrası hasta antikoagülan ilaçlar almak zorunda kalmaz.
Bu protezin dezavantajı, dejenerasyon riskinin yüksek olması ve kapakçığın sınırlı bulunabilirliğidir.
Otojen kalp kapakçıkları
Doku mühendisliği (Tissue Engineering) yoluyla, hastanın kendi hücreleri, sözde otogreftler üretmek üzere kültürlenir.
Bu süreçte doktorlar, vücudun diğer bölgelerinden hücreler alır.
Dolayısıyla otolog kalp kapakçıkları, biyoreaktörde vücuda ait hücrelerin yetiştirilmesi yoluyla elde edilir.
Ameliyat ve riskleri
Kalp cerrahisinde iki ameliyat yöntemi vardır:
- açık cerrahi aort kapak replasmanı ve
- minimal invaziv yöntem
İlk yöntemde, kalp-akciğer makinesi kullanılarak açık toraks (göğüs kafesi) üzerinde ameliyat yapılır (genel anestezi altında).
Minimal invaziv yöntemde ise doktorlar, bir kateter yardımıyla aort kapak protezini yerleştirir. Bu yöntem yalnızca biyoprotezlerde uygulanabilir.
Herhangi bir komplikasyon görülmezse, hastalar iki ila üç hafta sonra taburcu edilebilir.
Her ameliyatta olduğu gibi, hastalığın ciddiyetine ve hastanın fiziksel durumuna bağlı olarak bazı riskler ortaya çıkabilir:
- Kalp ritmi bozuklukları
- Kan pıhtılaşması
- daha nadiren: kalp kapakçığının yetersiz çalışması
- Yara enfeksiyonları
- Ses kısıklığı/boğaz ağrısı (solunum tüpünden kaynaklanan)
- Kalp perikarditi
- Kalp iç zarının enfeksiyonu
- Kan pıhtılaşma bozuklukları
Tıp yazarı hakkında
Sabine Schneider
Baş editör
