37. gebelik haftasından önce gerçekleşen doğumlara erken doğum denir. Almanya’da her 100 canlı doğumdan yaklaşık 9’u erken doğmaktadır. Bu prematüre bebekler, gelişim düzeylerine bağlı olarak kendi başlarına nefes alamaz, beslenemez veya vücut ısısını düzenleyemezler. Günümüzde prematüre bebeklerin hayatta kalma şansı, birkaç on yıl öncesine kıyasla önemli ölçüde artmıştır. Bu nedenle çoğu ülkede prematüre bebeklerin ölüm oranı düşüş eğilimindedir.
Burada daha ayrıntılı bilgilerin yanı sıra erken doğum konusunda uzmanlaşmış seçkin uzmanlar ve merkezler hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Erken Doğum Belirtileri
Erken doğumu haber veren çeşitli belirtiler vardır; örneğin
- erken su gelmesi,
- kramp benzeri ağrılarla birlikte erken kasılmalar ve
- açık kırmızı kanamalar.
Önemli bir gösterge, kasılmaların düzenliliğidir. Hamilelik sırasında rahim ara sıra kasılır ve bu da ağrıya neden olur. Ancak bu kasılmalar düzenli olarak meydana geliyorsa, bu doğum sancılarının başladığına işaret edebilir.
Erken doğum sancılarından şüphelenildiğinde, anne adayı derhal doktoru, ebesi veya hastaneyle iletişime geçmelidir. Tıbbi müdahale ne kadar çabuk başlarsa, çocuğa o kadar iyi yardım edilebilir.
Erken Doğumun Nedenleri ve Risk Faktörleri
Erken doğumla ilişkili bazı risk faktörleri vardır. Ancak erken doğumun kesin nedenleri hâlâ tam olarak bilinmemektedir.
Her hamile kadın için kişisel risk faktörleri kaydedilir. Bu faktörler, hamilelik sırasında tıbbi bakımın planlanmasında temel oluşturur. Amaç, bebeğin anne karnında mümkün olduğunca uzun süre ve tam olarak gelişebilmesini sağlamaktır.
Erken doğumun en önemli risk faktörü, erken doğum öyküsüdür (yani hamile kadının daha önce erken doğum yaşamış olması). Önceki erken doğumların sayısına ve bunların meydana geldiği zamana bağlı olarak, tekrarlama riski %20 - 30 arasındadır.
Erken doğum için olası diğer risk faktörleri arasında annenin halihazırda mevcut olan hastalıkları
- (örn. diabetes mellitus, hipertansiyon ve anemi) veya
- çocuğun (örn. konjenital anomaliler) mevcut hastalıklarıdır.
Preeklampsi gibi gebelikle ilişkili hastalıklar da erken doğum için belirgin bir bireysel risk faktörüdür.
Erken doğum sıklıkla servikal yetmezlik (rahim ağzı zayıflığı) nedeniyle meydana gelir. Hamileliğin ikinci üç aylık döneminde (2. trimester) rahim ağzı (serviks) uzunluğunun 26 milimetreden kısa olması da erken doğum için bir risk faktörü veya erken bir belirti olarak kabul edilir.
Annenin genital sisteminden rahim ağzına ve rahme doğru yayılan enfeksiyonlar da tehlikelidir. Bu enfeksiyonlar erken kasılmalara veya erken su gelmesine neden olabilir.
Çoğul gebeliklerde de erken doğum riski artar. Örneğin, ikizlerin yaklaşık %60’ı ve genellikle üçüzlerin tamamı erken doğar.
Diğer riskler şunlardır
- Hamilelikte sigara içmek,
- haftada 40 saati aşan uzun çalışma saatleri,
- ağır fiziksel iş ve
- şiddetli psikolojik stres.

Erken doğumla dünyaya gelen çocuklar, bazı durumlarda çok yoğun tıbbi desteğe ihtiyaç duyar © Toshi Photography | AdobeStock
Erken doğum şüphesi durumunda yapılacak muayeneler
Erken doğum şüphesi varsa, hamile kadın öncelikle kapsamlı bir muayeneye tabi tutulur. Kadın doğum uzmanı, rahim ağzının açıklığını ve amniyotik kesenin durumunu kontrol eder.
Ultrason muayenesi (sonografi),
- rahim ağzının konumu,
- bebeğin konumu, boyu ve ağırlığı,
- plasentanın yeri ve
- amniyotik sıvının miktarı hakkında bilgi verir.
CTG (Kardiyotokografi veya Kardiyotopografi) ise kasılma sıklığını ve bebeğin kalp atışlarını ölçer.
Jinekolojik muayene kapsamında ayrıca erken doğum için biyokimyasal bir test de yapılabilir. Bu test anne ve bebek için zararsızdır ve vajinal sürüntü yoluyla erken doğum riskinin arttığını gösteren çeşitli proteinleri tespit eder.
Erken Doğumun Önlenmesi ve Tedavisi
Erken kasılmaların tedavisi, hamile kadının hangi gebelik haftasında olduğuna bağlıdır.
34. gebelik haftasından sonra, kasılmaların kendi seyrini izlemesine izin vermek mantıklı olabilir. Perinatal yoğun bakım tıbbı sayesinde, bebek modern yenidoğan servislerinde çok iyi bir şekilde tedavi edilebilir.
Erken su gelmesi durumunda genellikle amniyotik sıvı enfeksiyonu riski vardır, bu nedenle doğumun bir an önce gerçekleştirilmesi gerekir. Bu durumda antibiyotik verilir.
34. gebelik haftasından önce kasılmalar görülürse, doğumu ertelemek mantıklıdır. Erken doğan bebeklerde, akciğerler henüz tam olarak gelişmemişse solunum sorunları riski vardır. Çünkü doğumdan hemen sonra akciğer solunumunun başlaması için yeterli akciğer olgunluğu şarttır.
İlaçlar, erken doğum sancılarını bastırmaya yardımcı olabilir. Anneye, 48 saate kadar bir süre boyunca tokolitik adı verilen ilaçlar verilir. Bu sayede, glukokortikoidlerin verilmesiyle bebeğin gerekli akciğer olgunluğuna ulaşması için zaman kazanılır. Anne daha sonra bir perinatal merkeze sevk edilebilir.
Anneye glukokortikoid enjekte edildiğinde, bu ilaçlar annenin kanı yoluyla doğmamış bebeğin vücuduna ve akciğerlerine de ulaşır. Özellikle 24 ile 34. gebelik haftaları arasında kortizon, bebeğin akciğerlerinin hızlı bir şekilde olgunlaşmasını sağlayabilir ve prematüre bebeklerin hayatta kalma şansını artırabilir.
Rahim ağzı erken dönemde kısalmışsa, progesteron tedavisi erken doğumu önleyebilir. Rahim ağzı yetmezliği durumunda, rahim ağzının genişletilmesi veya bir serviks peseri yardımcı olabilir. Serviks cerrahisinde, anestezi altında rahim ağzının etrafına bir bant sarılır ve böylece rahmin kapatma mekanizması stabilize edilir. Esnek bir silikon halka olan serviks peserinin yerleştirilmesi de hamile kadının rahim ağzındaki baskıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
Hesaplanan doğum tarihinden altı hafta önce gerçekleşen bir doğumda, annelik izni süresi ve annelik ödeneği ödemesi de uzar.
Erken Doğumun Seyrı ve Prognozu
Erken doğum daha fazla ertelenemiyorsa, artık bebeği mümkün olduğunca nazik bir şekilde dünyaya getirmek gerekir. Obstetrik duruma bağlı olarak vajinal doğum hedeflenebilir, ancak çoğu zaman sezaryenle doğum da gereklidir.
Doğumdan sonra prematüre bebek genellikle yoğun bakım ünitesine alınır ve bir kuvözün içine yerleştirilir. Burada bebeğe en iyi şekilde bakım sağlanabilir. Burada hava nemi ve sıcaklık sabit tutulabilir ve bebeğin solunumu izlenebilir. Bebek henüz kendi başına beslenemiyorsa, mide sondası veya serum yoluyla beslenir.
İlk çocuk 37. gebelik haftasından önce doğmuşsa, erken doğumun tekrarlanma riski yüzde 20’dir. 32. gebelik haftasından önce gerçekleşen doğumlarda ise bu oran yüzde 30’a kadar çıkar. Anne ne kadar çok erken doğum yapmışsa, bunun tekrarlanma riski de o kadar yüksek olur.
Bir kadın daha önce erken doğum yaşamışsa, jinekolog bir sonraki hamilelikte onu daha yakından takip eder. Böylece riskleri önceden en aza indirmeye çalışır.
Yazıyı paylaş
