Nöroonkoloji, merkezi sinir sistemi kanserlerinin tanı ve tedavisi konusunda uzmanlaşmış bir tıp dalıdır. Bu tıp uzmanlığı, nöroloji ve onkolojinin bazı alanlarını kapsamaktadır.
Nöroonkoloji, sinir sistemi dokularından kaynaklanan kötü huylu tümör hastalıkları (malignomlar) ile ilgilenir. Bununla birlikte, diğer organlardan kaynaklanan tümörler ve beyin veya omurilikteki metastazlar da bu alanın kapsamına girer.
Nöroonkoloji hangi hastalıkları tedavi eder?
Nöroonkoloji uzmanları, ağırlıklı olarak beyin ve omurilik tümörleri olan hastaları tedavi eder. Nöroonkologlar ayrıca beyin ve omurilik metastazları olan hastaları da tedavi eder.
Nöroonkolojinin tedavi ettiği hastalıklar arasında, diğerlerinin yanı sıra aşağıdaki beyin tümörleri yer alır:
- Gliomlar (en sık görülen beyin tümörü; en yaygın alt grubu astrositomlardır)
- Medulloblastomlar (küçük beyin tümörü)
- Meningeomlar (beyin zarları tümörleri)
- Nörinomlar (beyin ve omurilik sinirlerinin kılıf hücrelerinde oluşan tümörler), örneğin akustik nörinom (işitme sinirinde oluşan tümör)
- Lenfomalar (lenf hücrelerinden kaynaklanan tümörler)
- Hipofiz adenomları (genellikle hipofiz bezinin iyi huylu tümörleri)
- Beyindeki metastazlar (çoğunlukla akciğer kanseri, meme kanseri, böbrek kanseri veya malign melanomdan kaynaklanan)
Paraneoplastik sendromu olan hastalar için de nöroonkoloji uzmanları doğru başvuru noktasıdır.
Paraneoplastik nörolojik sendromlar (PNS), tümörün kendisinden değil, başka nedenlerden kaynaklanan komplikasyonlardır.
Bunların mutlaka nörolojik tümörler olması gerekmez. Aksine, örneğin akciğer karsinomu (akciğer kanseri), meme kanseri veya yumurtalık kanseri bu sendromun sık görülen nedenleridir.
PNS, örneğin merkezi veya periferik sinir sistemi ya da kaslardaki hastalıklarla kendini gösterir.
Glioblastom, yetişkinlerde en sık görülen kötü huylu beyin tümörüdür @ Richman Photo /AdobeStock
Nöroonkoloji alanında çalışan doktorlar genellikle şunlardır:
- Nöroşirürji uzmanları
- İç Hastalıkları, Hematoloji ve Onkoloji Uzmanları ve/veya
- Nöroloji uzmanları
Bu uzmanlar, tümör konferansları kapsamında diğer uzmanlarla (radyologlar) birlikte, her hastaya özel olarak uyarlanmış bir tedavi stratejisi geliştirirler.
Bunun yanı sıra, kanser hastalarının bakımı ve desteklenmesinde aşağıdakiler gibi başka meslek grupları da yer alır:
- Fizyoterapistler
- Ergoterapistler
- Konuşma terapistleri
- Psikologlar ve
- Sosyal hizmet uzmanları
Nöroonkoloji merkezi, merkezi sinir sistemi tümörleri olan hastaları tedavi eden bir kliniktir.
Sunulan hizmetler şunlardır:
- Teşhis
- Tedavi ve
- Takip
Bu süreçte doktorlar aşağıdaki gibi farklı uzmanlık alanlarından gelmektedir:
Bu merkezler modern donanıma sahiptir. Zorlu ameliyatları da gerçekleştirebilirler.
Nöroonkoloji tümör merkezlerinde klinik çalışmalar da yürütülmektedir. Bu çalışmalarda doktorlar, yeni ilaçların veya yöntemlerin etkinliğini test etmektedir.
İdeal olarak, nöroonkoloji merkezi Alman Kanser Derneği tarafından nöroonkolojik tümör merkezi olarak sertifikalandırılmış olmalıdır.
Sertifikasyon için hasta tedavisinde (personel, mekan ve ekipman donanımı) katı kalite gereklilikleri vardır. Bu klinikler ayrıca yıllık olarak gerçekleştirilen tedavi sayısının asgari bir seviyede olduğunu kanıtlayabilmelidir.
Nöroonkolojide tanı yöntemleri
Nörolojik bozuklukların derecesini belirleyebilmek için tanı sürecinde aşağıdaki adımlar önemlidir:
- Hastalık öyküsü ve şikayetlerin değerlendirilmesi (anamnez)
- Klinik muayene
- Nörofizyolojik testler
Sinir sistemi tümörünü teşhis etmek için genellikle birden fazla tanı yöntemi gereklidir.
Bu konuda aşağıdakiler gibi görüntüleme yöntemleri belirleyici bir rol oynar:
- Röntgen
- Bilgisayarlı tomografi (BT) ve
- Kontrast madde kullanılan veya kullanılmayan manyetik rezonans tomografi (MRG)
Bir başka görüntüleme yöntemi de pozitron emisyon tomografisidir (PET). BT ve MRG'den farklı olarak PET, tümörün metabolik aktivitesi hakkında da bilgi sağlar.
İnflamatuar bir hastalığın ayırt edilmesinde beyin omurilik sıvısı (likör) tanısı önemli olabilir. Bu durumda doktorlar, omurilik ponksiyonu yoluyla beyin omurilik sıvısını alırlar.
Kramplar gibi belirli semptomlarda, bir elektroensefalogram (EEG) hastalık hakkında daha fazla bilgi sağlayabilir ve tedavi planlamasına yardımcı olabilir.
Özellikle ilk tanıda, doktorlar tümör açıkça görülse bile stereotaktik biyopsiden (doku örneği alınması) vazgeçmezler.
Doktorlar bu işlemi bir bilgisayar yardımıyla en ince ayrıntısına kadar planlar. Bu işlem, beyin cerrahisinde en güvenli işlemlerden biri olarak kabul edilir.
Patolog, alınan dokuyu inceler ve patolojik hücre değişiklikleri olup olmadığını değerlendirir. Tümörün türünü ve farklılaşma derecesini belirler. Ayrıca, tümörün birincil bir tümör mü yoksa metastaz mı olduğunu da kontrol eder.
Bu histolojik incelemenin sonucu, tedavi planlaması açısından belirleyicidir. Her tümör türü, farklı tedavi seçeneklerine aynı şekilde yanıt vermez.
Bu nedenle, tümör hücrelerinde belirli gen değişikliklerini tespit etmek amacıyla sıklıkla moleküler genetik incelemeler de yapılır.
Beyin PET/BT taraması, beyindeki metabolik aktiviteyi parlak noktalarla gösterir @ Maxim /AdobeStock
Nöroonkolojide Tedavi Yöntemleri
Tedavi türü aşağıdaki faktörlere bağlıdır:
- Tümör türü
- Tümörün yeri
- Tümör evresi ve
- Hastanın bireysel faktörleri
Tümörün türü, yeri, boyutu, hastanın yaşı, genel ve nörolojik durumuna bağlı olarak cerrahi olarak çıkarılması birincil tedavi yöntemidir.
Beyin üzerinde yapılan nöroşirürji müdahaleleri, stereotaktik (minimal invaziv) veya açık cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Bu, tümörün konumu ve büyüklüğünün yanı sıra hastanın yaşı ve durumuna bağlıdır.
Günümüzde bilgisayar destekli intraoperatif nöronavigasyon sayesinde, kritik beyin ve omurilik bölgelerinde bile cerrahi müdahaleler güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Ameliyatın ardından, histolojik inceleme ve ameliyatın sonucuna bağlı olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanır.
Bazı durumlarda, ameliyattan önce kemoterapi veya radyoterapi uygulanır. Amaç, tümörü küçültmek ve böylece doktorların onu ameliyat edebilmesini sağlamaktır.
Kemoterapi, kanser tedavisinin temel unsurlarından biridir. Bu tedavide hastalara, kanser hücrelerinin çoğalmasını durduran ilaçlar verilir. Bu ilaçlara sitostatikler de denir.
Tümör tedavisinin modern yöntemlerinden biri, tümörün büyümesini spesifik olarak engelleyen monoklonal antikorlarla uygulanan hedefe yönelik tedavidir.
Bu antikorlar, klasik sitostatik ilaçlar gibi tüm vücut üzerinde spesifik olmayan bir etki göstermez. Böylece doktorlar, örneğin glioblastomda (yetişkinlerde en sık görülen kötü huylu beyin tümörü türü) kombinasyon tedavisi yoluyla tümör büyümesini durdurabilirler.
Bir diğer önemli tedavi yöntemi ise radyoterapidir. Kemoterapinin aksine, radyoterapi sistemik (tüm vücuda) değil, lokal olarak etki eder.
Yüksek enerjili ışınlar, kanser hücrelerine o kadar büyük zarar verir ki, tümör küçülür veya ideal durumda tamamen ortadan kalkar.
Tıp yazarı hakkında
Sabine Schneider
Baş editör

